İzleyiciler

sculptor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sculptor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2017 Salı

José Sancho ve EROTİK DOĞA'SI

Son zamanlarda gittiğim ve beni en çok etkileyen sergilerden biriydi José Sancho'nun Erotik Doğası.. Çalışmalar ve konsept o kadar uyumlu, o kadar güzel düşünülmüş ve kotarılmış ki, kendinizi ortamın parçası ve oraya ait hissediyorsunuz. Kullanılan materyaller olsun, kullanılış biçimi olsun Sancho'nun farkını ortaya koymuş.. Ben sergiden yakaladığım birkaç kareyi sizlerle paylaştım.. Siz de hala bu muhteşem sergiyi görmediyseniz birazcık daha zamanınız var.. :) 25 Mayıs'ta açılan sergi için son gün "6 Ağustos 2017". Kaçırmamak için acele edin.. :)

Bu kusursuz Erotik Doğa'nın yaratıcısı hakkında benim tek bildiğim Kosta Rika’nın en önemli heykeltıraşlarından biri olduğuydu.. Eserlerinden övgüyle bahsettiğim José Sancho kimmiş birazcıkta ondan bahsedelim...


"José Sancho Benito"

İlk Yılları

José Sancho Benito 18 Nisan 1935’te, Kosta Rika’nın Puntaneras bölgesinde dünyaya geldi. Ailesi başkent San José’ye göçtü ve Sancho 1952 yılında buradaki Kosta Rika Lisesi’ni bitirdi. Daha sonra Kosta Rika Üniversitesi İktisadi Bilimler Okulu’nda eğitim görmeye başladı ve 1958 yılında iktisat bölümünden birincilikle mezun oldu.

1962 yılında Guatemala City’ye taşındı ve Orta Amerika Ekonomik Birleşme Daimi Sekreterliği’nin (SIECA) merkez bürosunda ekonomist olarak çalışmaya başladı. Üç yıl sonra Istituto per la Ricostruzione Italiana’dan bir burs kazandı ve Roma’da, sanayi ekonomisi alanında yüksek lisans derecesi aldı. 1968 yılında Washington’da Amerika Kıtası Kalkınma Bankası’na (BID) katıldı. 1971’de Kosta Rika’ya dönüşünün ardından önce Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra ise Orta Amerika Kamu Yönetimi Enstitüsü’nde (ICAP) görev yaptı.




Resme ve Hurda Metal Asamblajlarına İlk Yaklaşımlar

Sancho amatör bir ressam olarak 1973 yılında, sanatçı Miguel Ortuño ile birlikte, La Nación gazetesinin San José şehir merkezindeki salonunda bir resim sergisi açtı. Bir yıl sonra, Pablo Picasso’nun Boğa Başı eserinden ilhamla, hurda metal parçaları kullanarak ilk heykeli Akrep’i yaptı. Resimleri hakkında fikrini almak üzere evine davet ettiği sanatçı Rafa Fernández’in tavsiyeleri sayesinde esas yeteneğinin heykel olduğunu keşfetti ve 1974 yılında, San José’deki Ulusal Tiyatro’nun bahçesinde, hurda metal parçalarından ürettiği heykelleriyle ilk sergisini gerçekleştirdi. Bir yıl sonra, ilk anıtsal eserini üretmek üzere Chacarita’ya, memleketi olan Puntaneras bölgesine davet edildi (bu eser hâlâ kayıptır). Ayrıca eserlerini Kosta Rika Ulusal Müzesi’nin bahçesinde sergiledi.

1976 yılında Limón’da ikinci anıtsal eseri olan ve günümüze ulaşmayan Pelikan Sürüsü’nü tamamladı. Kosta Rika Merkez Bankası bahçesinde eserlerini sergileyen Sancho’nun kamuoyu tarafından bir sanatçı olarak ilk kez tanınması, La Nación gazetesinin verdiği “Ancora de Oro” ödülü sayesinde gerçekleşti. Sancho ertesi yıl, hurda metallerden oluşan heykellerini bu defa da Cartago şehrindeki Kosta Rika Teknoloji Enstitüsü bahçesinde görücüye çıkardı. Bu dönemde sanatçı, Constantin Brancusi’nin anıtsal eserlerini incelemek için Tirgu-jiu’ya (Romanya) ilk seyahatini yaptı, mermer ve granite doğrudan oyma tekniklerini öğrenmek için Carrara’ya (İtalya) gitti.

Modelleme, Kalıba Dökme, Ahşap ve Taş Oymacılığı

Sancho 1978 yılında, sanatçı Olger Villegas’ın atölyesinde kil modelleme ve kalıplama teknikleri çalıştı. Mario Aguirre’nin Meksika’daki atölyesinde ilk bronz heykelleri Kuş ve Sinekkuşu’nu yarattı. Bunun yanında, Rodrigo Carazo Odio yönetimi süresince (1978-1982) Adalet Bakanlığı’nda danışman olarak görev yaptı. 1978’de, Kosta Rika Kültür Bakanlığı’nın her yıl düzenlediği Plastik Sanatlar Sergisi’nde altın madalya ile ödüllendirildi. 1980 yılında, yine Kosta Rika Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği Heykel Sergisi’nde mansiyon ödülüne layık görüldü ve ahşap ile taş oymalarından oluşan ilk heykel sergisini Kosta Rika Ulusal Müzesi sergi salonunda gerçekleştirdi.

1982 Sancho için önemli bir yıldı çünkü ekonomi alanındaki kariyerine son verip kendini tamamen heykele adamaya karar vermişti. Bir yıl sonra Merkez Bankası Müzesi ile Kosta Rika Sanat Müzesi’nde kokobolo ve guayakan gibi ahşap malzemeler yanında mermer ve granite oyulmuş heykellerini sergiledi. Sanatçı 1983 yılında Kosta Rika Sanat Müzesi ve Arjantin Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin ortaklaşa düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü aldı ve aynı yıl heykeltıraş Libero Badii ve üstat Pugia’nın atölyelerini ziyaret etmek üzere Arjantin’e gitti. Arjantinli sanat eleştirmeni ve şair Rafael Squirru 1984 yılında yayımladığı 49 Amerikalı Sanatçı başlıklı kitabında Sancho’nun eserlerine dair bir tanıtım yazısına yer verdi. Sanatçı ertesi yıl Merkez Bankası Müzesi’nde bir sergi gerçekleştirdi ve Guiseppe Belfiore’nin atölyesinde bronz heykeller dökmek için Pietrasanta’ya (İtalya) gitti. 1985 yılında Kosta Rika Kültür Bakanlığı tarafından verilen Ulusal Ödül’e layık görüldü.

Uluslararası Görünürlüğünün Başlangıcı

Sancho 1987 yılında eserlerini Merkez Bankası Müzesi’nde izleyenlere sundu ve belediye binasının bahçesinde sergilenecek bir heykel yapmak üzere İsrail hükümeti tarafından davet edildi. İki yıl sonra, Paris’teki Maison de l’Amérique Latine’de gerçekleşen bir grup sergisine katıldı ve Ulusal Tiyatro’nun Enrique Enchandi Galerisi’nde eserlerini sergiledi. 1990 yılında, anıtsal ahşap eseri Büyük Balık Sürüsü ile Washington D.C.’deki Amerika Kıtası Sanat Müzesi’nde düzenlenen bir heykel sergisinde yer aldı. 1991’de, Kırgızistan Cumhuriyeti’nin başkenti Bişkek’te bulunan heykel bahçesi için taş üzerine bir çalışma yapmak üzere Sovyetler Birliği Sanatçılar Sendikası tarafından davet edildi. Ertesi yıl, Carrara’da (İtalya) Nicoli Atölyesi’nde mermer ve granit oymacılığına başladı.

Sanatçı 1993 yılında Kosta Rika Sanat Müzesi merkezinde 62 eserden oluşan Hayvansı Koleksiyon başlıklı sergisini açtı. Ertesi yıl, Kosta Rika’nın Escazú şehrinde bulunan ve aynı zamanda evi olan atölyesinde bir heykel bahçesi kurmaya başladı.

1995’te San José’deki Capris binasında “torso”lardan oluşan bir koleksiyon sergiledi ve West Palm Beach, Brüksel ve Ontario’da düzenlenen bazı sergilerde yer aldı.

Sancho 1996 yılında Kaçış Timsali adını taşıyan granit bir heykel yaptı ve bu eser San José şehrindeki “Plaza de la Libertad Electoral”a (Liberal Seçim Meydanı) yerleştirildi. Sanatçı ertesi yıl Kosta Rika Bira Fabrikası tarafından düzenlenen yarışmada büyük ödüle layık görüldü.

2001 yılında Ulusal Tiyatro Enrique Enchandi Galerisi’nde bir heykel sergisi açtı ve Kosta Rikalı sanatçılarla beraber Almanya’nın Lahr kentinde düzenlenen karma bir sergiye katıldı. Santo Domingo de Heredia’daki INBioparque bahçesinde, sanatçının bağışladığı bir koleksiyon sergilendi. Bu onun hayvansılık temasını yansıtan antolojik bir koleksiyondu ve sanatçı aynı yılın Mayıs ve Ekim ayları arasında Büyük Balık Sürüsü başlıklı mermer eserini Chicago, Illinois’deki ABD Donanma Limanı’nda sergiledi.

Yeni Binyılın Başlangıcı ve Anıtsal Eser

2003 yılında sanatçı Saret Metalmecánica S.A. tesislerinde birleştirilen, kaynak yapılmış ve sırlanmış demirlerden meydana gelen, devasa boyutlarda, kamusal alanlarda sergilenen soyut bitki figürleri üretmeye başladı. Ağaçsı I adını taşıyan eser Pocora, Limón’daki EARTH kampüsüne yerleştirildi. Ertesi yıl Ağaçsı II ve Kaçış Ruhu başlıklı heykeller Merkez Bankası’nın bahçesine, Ağaçsı III adlı eser ise Kosta Rika Sanat Müzesi bahçesine yerleştirildi.

Sancho 2006 yılında Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio, Atlantic ve Batı kampüslerini dolaşan gezici bir sergi düzenledi. Bir yıl sonra Ulusal Tiyatro Enrique Enchandi Galerisi’nde ve Klaus Steinmetz Çağdaş Sanat Galerisi’nde sergiler açtı. 2008 yılında Hayvanlar ve Bitki Örtüsü başlığını taşıyan koleksiyon Merkez Bankası Müzesi ve Ulusal Müze’de, bir yıl sonra ise Alternative Gallery’de sergilendi. 2008 yılında sanat eleştirmeni Gerard Xuriguera, Regard sur la sculpturecontemporaine (Çağdaş Heykele Bakış) başlıklı kitabına Sancho’nun Köprü Gövde adlı eserinin bir fotoğrafını dâhil etti. 2009 yılında ise Ağaçsı Sütun adlı anıtsal eser San José’deki Barış Parkı’na dikildi. 2011 yılında Merkez Bankası Müzesi tarafından “Plaza de la Cultura”da Biçim ve Öz başlıklı bir sergi ile ertesi yıl Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio kampüsünde José Sancho’nun Gövdeleri başlıklı sergiler düzenlendi. 20 Ağustos 2014’te Kosta Rika Üniversitesi sanatçının bağışladığı, hayvansı temalar taşıyan granit, demir ve mermer dokuz esere ev sahipliği yapan Heykel Gezinti Alanı’nı açtı.

José Sancho Vakfı ve Heykel Gezinti Alanı

2010 yılında üç çocuğunun girişimiyle, sanatçının kurduğu José Sancho Vakfı faaliyete geçti. Vakfın amacı Sancho’nun sanatsal mirasını koruyup yaymak ve çeşitli burslar aracılığıyla heykel sanatı öğrenen gençleri desteklemekti. 2011 yılında Merkez Bankası Müzesi Plaza de la Cultura’da, Sancho’nun heykel sanatında kat ettiği yolu ziyaretçilerle paylaşan Biçim ve Öz başlıklı bir sergi gerçekleştirildi. Ertesi yıl Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio kampüsünde José Sancho’nun Torsoları başlıklı bir sergi düzenlendi. Vakıf 2013 yılında, devraldığı mirası oluşturan eserlerin bir kataloğu olarak Daimi Koleksiyon başlıklı bir kitap yayımladı. 20 Ağustos 2014’te Kosta Rika Üniversitesi, sanatçının bağışladığı, hayvansı temalar taşıyan granit, demir ve mermer dokuz esere ev sahipliği yapan Heykel Gezinti Alanı’nı açtı. 2015’te ise heykel sanatı alanında bir burs programı başlattı.


















Kaynak : blog.peramuzesi.org.tr
Fotoğraflar : Zeynep Tuba Çakır

24 Nisan 2015 Cuma

'Alberto Giacometti' Kimdir?




Alberto Giacometti, 10 Ekim 1901 tarihinde Canton Grigioni’deki Stampa Kasabasında dünyaya geldi. Ba­bası, ressam Giovanni Giacometti; annesi Annetta Stampa’dır. Alberto, dört kardeşin – Diego, Ottilia, Bruno – en büyüğüdür.

Sanatçının çocukluğu, Val Bregaglia’nm küçük köyünde yüksek ve ince çam ağaçları, taşlar, arkadaşlar ve canlı renkli tablolar arasında geçti. Alberto, genç yaşta mesleğini öğrendi ve 1913 yılında «Masanın Üzerindeki Elmalar» adlı ilk yağlıboya tablosunu yaptı, bir yıl sonra da «Diego’nun Kafası» adlı ilk heykelini meyda­na getirdi.

Giacometti, o yıllarda yaptığı tabloların motiflerini masal, aile sahneleri, asker ve at temalarından almak­taydı. Daha sonraki yıllarda gerçek aile ve arkadaş portreleri ve peyzajlar yaptı.

1915 yılında Schiers Koleji’ne giren Giacometti, 1919’a dek burada öğrenim gördü. Ancak, bu arada resim çalışmalarını bir kenara bırakmayıp çeşitli tablolar da yaptı. Kolejdeki öğrenimini tamamladıktan sonra kısa bir süre Cenevre’deki Sanat ve Meslekler Okulu’na devam etti. 1920 yılında İtalya’ya gitti. Resim ve ressamlar hakkındaki bütün bilgisine rağmen Venedik’te Tintoretti, Padova’da Giotto, Assisi’de de Cimabue’nin sanatı karşısında şaşkına döndü. Roma’da akrabalarının yanma yerleşen sanatçı, sabahtan akşama dek şehri dolaşarak eserlerine yeni manzaralar keşfetti.

Sanatçı, bir süre sonra Paris’e döndü. 1 Ocak 1922’de Grande – Chaumière Akademisi’nin heykeltraşlık kurs­larına yazılarak Bourdelle’in sınıfına devam etti. Sanatçı, bu arada babasının kendisine gönderdiği çok az miktardaki parayla yaşıyor ve Akademi’den çıkınca bir otelde çalışıyordu.

1925’de ilk atelyesini açtı. İki yıl sonra atelyesini Hippolyte Maindron Sokağı’na nakletti. Bu devrede arasıra Lipchitz’e gitti. Sanatçı, sık sık arkaik veya primitif sanatla, kübist sanatı incelemek için birçok müze ve gale­rilere gidiyordu.

Giacometti’nin Fransız kültürel sanat hayatına atılışı 1928 yıllarında Madam Bucher’nin galerisinde iki hey­kelini – bir baş ve bir figür – sergilemesiyle başlar. Sanatçının bu iki yapıtı koleksiyoncular ve diğer sanatçı­lar tarafından büyük ilgiyle karşılandı. Birkaç ay sonra Masson, Leiris ve Desnos, Limbour, Miro, Calder gibi sürrealistlerle tanıştı. Henüz hiçbir yapıtını satmamış olan sanatçı, üç yerden teklif aldı ve sonunda Pier­re Loeb’in Galerisi ile bir yıllık anlaşma imzaladı. Burada Miro ve Arp’la birlikte eserlerini sergiledi. Bir sü­re sonra bazı nedenlerden dolayı galeriden ayrılarak kardeşi Diego ile süs eşyası yaparak para kazanmaya başladı.

Bu arada Giacometti’nin eserleri sürrealistlerin dikkatini çekti ve kendisini gruplarına davet ettiler. Sa­natçı bu çağrıyı kabul ederek sürrealistler grubuna dahil oldu ve Aragon, Breton, Eluard, Dali, Ernst’le çalış­maya başladı. Sanatçıların bu beraberliği 1935’e dek sürdü.

1935 – 1945 yılları arasında Giacometti’nin sanat yaşamında iki bölüm görülür: 1935-40 yılları arasında mo­delden esinlenerek, 1940-45 yıllarında ise hayal gücüyle yapıtlar verdi. Aynı yıllarda modem realist Balthus, Gruber ve Derain’le de arkadaşlık kurdu.

Sanatçı, Savaş sırasında 1942 yılına kadar Paris’te kaldı ve günlerini Picasso ve Sartre’la beraber geçirdi. Giacometti ile Sartre arasında gerçekten büyük bir arkadaşlık doğdu. 1942-1945 yılları arasında İsviçre’ye dönüp daha önceki yıllarda her yaz gitmeyi adet edindiği Cenevre’ye yerleşti Burada Annette Arm adında bir genç kıza rastlayarak 1949 yılında evlendi.

Sanatçı, Savaş bitince tekrar Paris’e dönerek yoğun çalışmalarına başladı. Giacommetti, on yıllık bir çalış­ma ve deneylemelerden sonra istediği görüş şeklini elde etti. Sanatçının eserleri Paris gibi dünyanın bütün sanat çevrelerinde, New York, Milano, Londra, Zürih’te tanınıyor, büyük bir ilgi ile karşılanıyordu 1962 yı­lında, iki yılda bir tertiplenen Venedik Uluslararası Resim ve Heykel Sergisi’nde büyük ödülü kazandı. He­men bir yıl sonra yani 1963’de aldığı New York Guggenheim ödülü sanatçının başarılarının ispatlarıydı.

Giacometti, bu denli üne kavuşmasına rağmen kendi geleneklerinden vazgeçmedi. H. Maindron Sokağı’ndaki küçük atelyesinde öğleden sonralarını heykellerine, gecelerini resimlerine ve akşamlarını arkadaşlarına ayırarak yaşamına ve çalışmaya devam ediyordu. Sartre, Genet, Leiris veya Yanaihara gibi arkadaşları kendi­sine model; Caroline gibi modeli de kendisine arkadaş oluyordu.

Ömrünün son yıllarında doğduğu kasaba olan Stampa’ya sık sık geziler yapan sanatçı, 1966 yılında hayata gözlerini yumdu.
































Kaynak: www.ressamlar.gen.tr

19 Nisan 2015 Pazar

Mutluluğun Resmini Yapan Sanatçı: Britto

"Benim işlerim insanlara mutluluğu hissettiriyor. Ve bence mutluluk sanıldığı gibi yüzeysel bir duygu değil, daha fazlası var aslında mutluluk yaşandığında çok daha derinlerde yaşanan bir duygu..." diyen; Ressam Romero Britto Miami'nin en popüler sanatçısı...




Onun işleri sanki Miami'nin simgesi gibi... Resimleri mutlu, hatta çocuksu, çoşkulu ve rengarenk... Britto'nun tuvalindeki desenler çizgi roman karakterlerini anımsatıyor. Resimleri, billboardları, tasarladığı heykeller Miami'nin dört bir yanını süslüyor. Havaalanında başlayan karşılama Miami sınırları boyunca devam ediyor. Üniversitelerin girişinde onun sempatik heykelleri var hatta belediye binalarının önünde bile onun resmettiği neşeli koca minyatürler var. Miami'de yapılan Uluslararası Film festivali dahil olmak üzere tüm festival ve etkinliklerin logolarını tasarlayan tek isim tartışmasız Britto...




Pozitif enerjisi, capcanlı renkleri, pop konuları, çarpıcı kompozisyonları ve samimi kişiliği onu çağımızın en popüler "Pop artist",yaptı... Politikacılardan, Hollywood yıldızlarına, ünlü sporculardan müzisyenlere kadar pekçok popüler isim ona bayılıyor. Diğer yandan bazıları onu çok basit ve ticari buluyor ve yaptıklarının sanat olduğunu kabul etmiyor. Zamanında Andy Warhol'a yapılan eleştiriler şimdilerde Britto'ya yapılıyor kimi çevrelerce...




1963 yılında Brezilya'da doğan Britto'nun resimle tanışması ağabeyinin eve ünlü ressam Toulouse Lautrec'in kitaplarını getirmesi ve kardeşine tanıtmasıyla oluyor. Beş yaşından itibaren sanat onun için bir kaçış bir özgürlük alanı oluyor. Her bulduğu satıhı, hatta bazen gazete kağıtlarını bile tuval olarak kullanıyor Britto... Resim yapmak onda her gün çoğalan bir coşku yaratıyor; bu aşk onun ergenlik ve ilk gençlik yıllarında da çoğalarak devam ediyor. Fakat o zamanlar para kazanması için "ciddi" işler yapması gerektiğine inanıyor Britto... Bu nedenden dolayı üniversitenin Hukuk bölümünde okumaya karar veriyor, genç Romero bilmiyordu ki; resme ve sanata olan muthiş dürtüsü, pozitif enerjisi ve yaratıcılığı onu hem varlıklı, hem de çok popüler yapabilirdi...




20 yaşında ülkesi Brezilya'yı geride bırakıp Avrupa'ya taşınması onun kariyerinin çıkış noktası oluyor. Ünlü üstatların yaşadığı topraklarda Paris'de sergiler açıyor, kişilere özel şovlar, workshoplar düzenliyor. İnanılmaz gayreti ve üretimi onu Amerika'ya Latin halkının; Güney Amerika'nın başkenti! İlan ettikleri, Miami'ye taşıyor. Ve Miami'de South Beach, Lincoln Road'da halen aktif olan galerisini açıyor ressam Romeo Britto. Birkaç yıl yoğun bir şekilde sergiler ve tanıtımlarla geçerken sonunda ünlü sanatçı hayatını değiştirecek bir başarıya imza atıyor. 89 yılında ünlü Absolut Vodka Andy Warhol and Keith Haring'in ardından reklam kampanyası için Romeo Britto'yu seçiyor... Bu reklam kampanyası onun sanatını ve ismini milyonlara ulaştırıyor.. Britto'nun, Absolut Vodka için hazırladığı ve Londrada sergilediği reklam panosu kocaman bir apartman büyüklüğündeydi. Aynı zamanda ünlü saat markası Swatch da tasarimlarında Britto'nun desenlerini kullandı. Britto Londra'nın ünlü Hyde Park'ına kocaman bir Britto piramidi inşa etti. Aynı yıl dünyanın en kapsamlı ve popüler müzesi Paris Louvre müzesinde Britto'nun eserleri sergilendi. Britto bu kadar popüler olmasının nedeninin altını çiziyor. Benim işlerim insanlara mutluluğu hissettiriyor. Ve bence mutluluk sanıldığı gibi yüzeysel bir duygu değil, daha fazlası var aslında mutluluk yaşandığında cok daha derinlerde yaşanan bir duygu...



İnsanların çoğu hala korkunç ve depresif olan şeylerin gerçek sanat olduğuna inanıyorlar. Sanırım Britto'yu farklı kılan onun optimist yaklaşımı ve hep pozitif enerji yansıtan eserler çıkarması; onun işleri yüreklere coşku ve mutluluğu çağırıyor. Günün sonunda evimize geldik oturma odamızda depresif bir tablo yerine Britto'nun mutlu, umutlu, insanın içini açan capcanlı çocuksu figürleri bize hoşgeldin desin negatifliğe kimin ihtiyacı var ki bu çağda!.. Ve mutluluğun resimlerini yapması Britto'ya müthiş bir popülerlik ve milyonlarca dolarlık satışlarla geri döndü. En büyük şirketler, Hollywood yıldızları, varlıklı sanat koleksiyoncuları onu yakından takip ediyor ve koleksiyonlarına katıyorlar. Britto, New York, Londra, Genova ve dünyanın pekçok önemli merkezlerinde sergiler açıyor hatta workshoplar düzenliyor. Britto şu sıralar şirketleşmiş durumda çizimleri arabalardan, kahve fincanlarına kadar büyük bir yelpazede satışta, şirketinde 100'e yakın kişiye iş imkanı sunuyor. Kimisi tuallerini paketliyor, kimisi muhasebesini yapıyor. Ama Britto'nun naïf kişiliği kazancı ne olursa olsun değişmiyor.



Atölyeme kapanıyorum ve sadece bir şeye; yaratıcılığa fokus oluyorum. Ben evrensel mutluluk dilini kullanıyorum. Sevenlerim gün ve gün artıyor ve ben milyonlara ulaşmak istiyorum." diyor. Britto dünyanın dört bir köşesinde çocuklara workshoplar düzenliyor, onlarla birlikte renk yolculuğuna çıkıyor, çocuklar onu çok seviyor. Benim 10 yaşındaki oğlum en yakın zamanda Britto ile tanışmak istiyor. Yakında tanıştıracağım. Bir de Britto'nun dışını kendi desenleriyle boyadığı elektrikli arabayı istiyor; o şimdilik biraz zaman alacak gibi...




Britto'nun Miami,South Beach'deki galerisinin sergi açılışları ünlü isimlerle dolup taşıyor. Britto'nun koleksiyoncuları arasında, Michael Jordan, Elton John, Ted Kennedy, Andre Agassi, Elton John, Arnold Schwarzenegger, Whitney Houston, Michael Jordan, Pat Riley, Bill Clinton, Jeb Bush, Chelsea Clinton ve Gloria Estefan gibi isimler yer alıyor. Michael Jackson, Madonna ve Prenses Diana'nın portreleri de Ressam Britto'nun koleksiyonları arasında yer almış. Wales Prensi Charles, Romero Britto'yu özel sarayında misafir etmiş ve ressamın pek çok çalışmasını koleksiyonuna katmış...




Britto'nun her yaştan seveni var... Küçücük çocuklar da, prensler de işin formulü şu; o evrensel sevgi dilini kullanıyor. Mutluluğu... Evet, Mr. Britto'nun resimleri heykelleri Miami'nin her köşesinde karşımıza çıkıyor; sanki bizi sevmeye, coşkuyla, şükranla yaşamaya davet ediyor. Bunun yolu da, içimizdeki çocuğu yaşatmaktan geçiyor belli ki!




Kaynak: www.brandmaillive.com

10 Ekim 2014 Cuma

Büyük üstad "Joan MIRO" İstanbul'da..

İstanbul ünlü sürrealist ressam Joan Miro'yu konuk ediyor. Miro'nun eserleri Sakıp Sabancı Müzesi'nde 3 Eylül 2014 – 1 Şubat 2015 tarihleri arasında bütün sanat severlerin ve Miro severlerin ziyaretine açık. İlk fırsatta benim de gideceğim sergiyi sizlerde kaçırmayın..:) 
Sergi hakkında daha fazla bilgi edinmek için: 
http://www.sakipsabancimuzesi.org/tr/sayfa/sergiler/joan-miro-kadinlar-kuslar-yildizlar

Şimdi Joan Miro kimmiş onu öğrenelim.


Joan Miro Ferra (d. 20 Nisan 1893 - ö. 25 Aralık 1983), Katalan ressam ve heykeltıraş.
1893'te İspanya, Barselona'da dünyaya geldi. 14 yaşında Barselona'da La Lonja’s Escuela Superior de Artes Industriales y Bellas Artes (Güzel Sanatlar ve Endüstriyel Sanatlar Okulu)'na katıldı. 3 yıllık sanat eğitimi sonrasında, burada memur olarak göreve başladı. Daha sonra sanat çalışmalarına devam edebilmek için bu görevi bıraktı ve 1912-1915yılları arasında Barselona'daki Francesc Galí’s Escola d’Art isimli sanat okuluna devam etti. Galeri sahibiolan José Dalmau'nun teşvikiyle ilk sergisini Barselona'da 1918 yılında açtı.

1920 yılında Paris gezisi sırasında Pablo Picasso ile tanıştı. Bundan sonra Miro zamanının yarısını Paris'te geçirmeye başladı ve burada tanıştığı Max Jacob, Pierre Reverdy, ve Tristan Tzara ile Dada hareketine katıldı. Paris'teki ilk sergisi 1925'te Galeri Pierre'de büyük bir surrealist hareket olarak yankı buldu.

1936'da iç savaş sebebiyle İspanya'yı terk etmek zorunda kaldı, 1941'de geri döndü. Aynı yıl New York, The Museum of Modern Arts'da ilk büyük retrospektif sergisini açtı. Miro, Josep Lloerns y Artigas'la birlikte seramik çalışmalarına başladı bununla beraber baskı alanına da ilgi gösterdi. 1954-1958 yılları arasını bu iki konuya konsantre olarak geçirdi. 1954'deki Venedik Bienali'nde grafik dalında büyük ödüle layık görüldü ve çalışması bir sonraki yıl Kassel'de yapılan ilk Documanta Fuar'ına dahil edildi. 1958'de Paris UNESCO Binası'ndaki eseri ile Uluslararası Guggenheim Ödülünü aldı. Sonraki yıl tekrar resim yapmaya başladı, 1960 yılında heykeltıraşlığa başladı. Miro'nun retrospektifleri, Paris, Musée National d’Art Moderne ve Grand Palais'de yer aldı.

Miro, 25 Aralık 1983'te İspanya'nın Palma de Mallorca şehrinde hayata gözlerini kapadı.


ESERLERİ














Kaynak: http://tr.wikipedia.org