İzleyiciler

İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2017 Salı

José Sancho ve EROTİK DOĞA'SI

Son zamanlarda gittiğim ve beni en çok etkileyen sergilerden biriydi José Sancho'nun Erotik Doğası.. Çalışmalar ve konsept o kadar uyumlu, o kadar güzel düşünülmüş ve kotarılmış ki, kendinizi ortamın parçası ve oraya ait hissediyorsunuz. Kullanılan materyaller olsun, kullanılış biçimi olsun Sancho'nun farkını ortaya koymuş.. Ben sergiden yakaladığım birkaç kareyi sizlerle paylaştım.. Siz de hala bu muhteşem sergiyi görmediyseniz birazcık daha zamanınız var.. :) 25 Mayıs'ta açılan sergi için son gün "6 Ağustos 2017". Kaçırmamak için acele edin.. :)

Bu kusursuz Erotik Doğa'nın yaratıcısı hakkında benim tek bildiğim Kosta Rika’nın en önemli heykeltıraşlarından biri olduğuydu.. Eserlerinden övgüyle bahsettiğim José Sancho kimmiş birazcıkta ondan bahsedelim...


"José Sancho Benito"

İlk Yılları

José Sancho Benito 18 Nisan 1935’te, Kosta Rika’nın Puntaneras bölgesinde dünyaya geldi. Ailesi başkent San José’ye göçtü ve Sancho 1952 yılında buradaki Kosta Rika Lisesi’ni bitirdi. Daha sonra Kosta Rika Üniversitesi İktisadi Bilimler Okulu’nda eğitim görmeye başladı ve 1958 yılında iktisat bölümünden birincilikle mezun oldu.

1962 yılında Guatemala City’ye taşındı ve Orta Amerika Ekonomik Birleşme Daimi Sekreterliği’nin (SIECA) merkez bürosunda ekonomist olarak çalışmaya başladı. Üç yıl sonra Istituto per la Ricostruzione Italiana’dan bir burs kazandı ve Roma’da, sanayi ekonomisi alanında yüksek lisans derecesi aldı. 1968 yılında Washington’da Amerika Kıtası Kalkınma Bankası’na (BID) katıldı. 1971’de Kosta Rika’ya dönüşünün ardından önce Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra ise Orta Amerika Kamu Yönetimi Enstitüsü’nde (ICAP) görev yaptı.




Resme ve Hurda Metal Asamblajlarına İlk Yaklaşımlar

Sancho amatör bir ressam olarak 1973 yılında, sanatçı Miguel Ortuño ile birlikte, La Nación gazetesinin San José şehir merkezindeki salonunda bir resim sergisi açtı. Bir yıl sonra, Pablo Picasso’nun Boğa Başı eserinden ilhamla, hurda metal parçaları kullanarak ilk heykeli Akrep’i yaptı. Resimleri hakkında fikrini almak üzere evine davet ettiği sanatçı Rafa Fernández’in tavsiyeleri sayesinde esas yeteneğinin heykel olduğunu keşfetti ve 1974 yılında, San José’deki Ulusal Tiyatro’nun bahçesinde, hurda metal parçalarından ürettiği heykelleriyle ilk sergisini gerçekleştirdi. Bir yıl sonra, ilk anıtsal eserini üretmek üzere Chacarita’ya, memleketi olan Puntaneras bölgesine davet edildi (bu eser hâlâ kayıptır). Ayrıca eserlerini Kosta Rika Ulusal Müzesi’nin bahçesinde sergiledi.

1976 yılında Limón’da ikinci anıtsal eseri olan ve günümüze ulaşmayan Pelikan Sürüsü’nü tamamladı. Kosta Rika Merkez Bankası bahçesinde eserlerini sergileyen Sancho’nun kamuoyu tarafından bir sanatçı olarak ilk kez tanınması, La Nación gazetesinin verdiği “Ancora de Oro” ödülü sayesinde gerçekleşti. Sancho ertesi yıl, hurda metallerden oluşan heykellerini bu defa da Cartago şehrindeki Kosta Rika Teknoloji Enstitüsü bahçesinde görücüye çıkardı. Bu dönemde sanatçı, Constantin Brancusi’nin anıtsal eserlerini incelemek için Tirgu-jiu’ya (Romanya) ilk seyahatini yaptı, mermer ve granite doğrudan oyma tekniklerini öğrenmek için Carrara’ya (İtalya) gitti.

Modelleme, Kalıba Dökme, Ahşap ve Taş Oymacılığı

Sancho 1978 yılında, sanatçı Olger Villegas’ın atölyesinde kil modelleme ve kalıplama teknikleri çalıştı. Mario Aguirre’nin Meksika’daki atölyesinde ilk bronz heykelleri Kuş ve Sinekkuşu’nu yarattı. Bunun yanında, Rodrigo Carazo Odio yönetimi süresince (1978-1982) Adalet Bakanlığı’nda danışman olarak görev yaptı. 1978’de, Kosta Rika Kültür Bakanlığı’nın her yıl düzenlediği Plastik Sanatlar Sergisi’nde altın madalya ile ödüllendirildi. 1980 yılında, yine Kosta Rika Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği Heykel Sergisi’nde mansiyon ödülüne layık görüldü ve ahşap ile taş oymalarından oluşan ilk heykel sergisini Kosta Rika Ulusal Müzesi sergi salonunda gerçekleştirdi.

1982 Sancho için önemli bir yıldı çünkü ekonomi alanındaki kariyerine son verip kendini tamamen heykele adamaya karar vermişti. Bir yıl sonra Merkez Bankası Müzesi ile Kosta Rika Sanat Müzesi’nde kokobolo ve guayakan gibi ahşap malzemeler yanında mermer ve granite oyulmuş heykellerini sergiledi. Sanatçı 1983 yılında Kosta Rika Sanat Müzesi ve Arjantin Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin ortaklaşa düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü aldı ve aynı yıl heykeltıraş Libero Badii ve üstat Pugia’nın atölyelerini ziyaret etmek üzere Arjantin’e gitti. Arjantinli sanat eleştirmeni ve şair Rafael Squirru 1984 yılında yayımladığı 49 Amerikalı Sanatçı başlıklı kitabında Sancho’nun eserlerine dair bir tanıtım yazısına yer verdi. Sanatçı ertesi yıl Merkez Bankası Müzesi’nde bir sergi gerçekleştirdi ve Guiseppe Belfiore’nin atölyesinde bronz heykeller dökmek için Pietrasanta’ya (İtalya) gitti. 1985 yılında Kosta Rika Kültür Bakanlığı tarafından verilen Ulusal Ödül’e layık görüldü.

Uluslararası Görünürlüğünün Başlangıcı

Sancho 1987 yılında eserlerini Merkez Bankası Müzesi’nde izleyenlere sundu ve belediye binasının bahçesinde sergilenecek bir heykel yapmak üzere İsrail hükümeti tarafından davet edildi. İki yıl sonra, Paris’teki Maison de l’Amérique Latine’de gerçekleşen bir grup sergisine katıldı ve Ulusal Tiyatro’nun Enrique Enchandi Galerisi’nde eserlerini sergiledi. 1990 yılında, anıtsal ahşap eseri Büyük Balık Sürüsü ile Washington D.C.’deki Amerika Kıtası Sanat Müzesi’nde düzenlenen bir heykel sergisinde yer aldı. 1991’de, Kırgızistan Cumhuriyeti’nin başkenti Bişkek’te bulunan heykel bahçesi için taş üzerine bir çalışma yapmak üzere Sovyetler Birliği Sanatçılar Sendikası tarafından davet edildi. Ertesi yıl, Carrara’da (İtalya) Nicoli Atölyesi’nde mermer ve granit oymacılığına başladı.

Sanatçı 1993 yılında Kosta Rika Sanat Müzesi merkezinde 62 eserden oluşan Hayvansı Koleksiyon başlıklı sergisini açtı. Ertesi yıl, Kosta Rika’nın Escazú şehrinde bulunan ve aynı zamanda evi olan atölyesinde bir heykel bahçesi kurmaya başladı.

1995’te San José’deki Capris binasında “torso”lardan oluşan bir koleksiyon sergiledi ve West Palm Beach, Brüksel ve Ontario’da düzenlenen bazı sergilerde yer aldı.

Sancho 1996 yılında Kaçış Timsali adını taşıyan granit bir heykel yaptı ve bu eser San José şehrindeki “Plaza de la Libertad Electoral”a (Liberal Seçim Meydanı) yerleştirildi. Sanatçı ertesi yıl Kosta Rika Bira Fabrikası tarafından düzenlenen yarışmada büyük ödüle layık görüldü.

2001 yılında Ulusal Tiyatro Enrique Enchandi Galerisi’nde bir heykel sergisi açtı ve Kosta Rikalı sanatçılarla beraber Almanya’nın Lahr kentinde düzenlenen karma bir sergiye katıldı. Santo Domingo de Heredia’daki INBioparque bahçesinde, sanatçının bağışladığı bir koleksiyon sergilendi. Bu onun hayvansılık temasını yansıtan antolojik bir koleksiyondu ve sanatçı aynı yılın Mayıs ve Ekim ayları arasında Büyük Balık Sürüsü başlıklı mermer eserini Chicago, Illinois’deki ABD Donanma Limanı’nda sergiledi.

Yeni Binyılın Başlangıcı ve Anıtsal Eser

2003 yılında sanatçı Saret Metalmecánica S.A. tesislerinde birleştirilen, kaynak yapılmış ve sırlanmış demirlerden meydana gelen, devasa boyutlarda, kamusal alanlarda sergilenen soyut bitki figürleri üretmeye başladı. Ağaçsı I adını taşıyan eser Pocora, Limón’daki EARTH kampüsüne yerleştirildi. Ertesi yıl Ağaçsı II ve Kaçış Ruhu başlıklı heykeller Merkez Bankası’nın bahçesine, Ağaçsı III adlı eser ise Kosta Rika Sanat Müzesi bahçesine yerleştirildi.

Sancho 2006 yılında Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio, Atlantic ve Batı kampüslerini dolaşan gezici bir sergi düzenledi. Bir yıl sonra Ulusal Tiyatro Enrique Enchandi Galerisi’nde ve Klaus Steinmetz Çağdaş Sanat Galerisi’nde sergiler açtı. 2008 yılında Hayvanlar ve Bitki Örtüsü başlığını taşıyan koleksiyon Merkez Bankası Müzesi ve Ulusal Müze’de, bir yıl sonra ise Alternative Gallery’de sergilendi. 2008 yılında sanat eleştirmeni Gerard Xuriguera, Regard sur la sculpturecontemporaine (Çağdaş Heykele Bakış) başlıklı kitabına Sancho’nun Köprü Gövde adlı eserinin bir fotoğrafını dâhil etti. 2009 yılında ise Ağaçsı Sütun adlı anıtsal eser San José’deki Barış Parkı’na dikildi. 2011 yılında Merkez Bankası Müzesi tarafından “Plaza de la Cultura”da Biçim ve Öz başlıklı bir sergi ile ertesi yıl Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio kampüsünde José Sancho’nun Gövdeleri başlıklı sergiler düzenlendi. 20 Ağustos 2014’te Kosta Rika Üniversitesi sanatçının bağışladığı, hayvansı temalar taşıyan granit, demir ve mermer dokuz esere ev sahipliği yapan Heykel Gezinti Alanı’nı açtı.

José Sancho Vakfı ve Heykel Gezinti Alanı

2010 yılında üç çocuğunun girişimiyle, sanatçının kurduğu José Sancho Vakfı faaliyete geçti. Vakfın amacı Sancho’nun sanatsal mirasını koruyup yaymak ve çeşitli burslar aracılığıyla heykel sanatı öğrenen gençleri desteklemekti. 2011 yılında Merkez Bankası Müzesi Plaza de la Cultura’da, Sancho’nun heykel sanatında kat ettiği yolu ziyaretçilerle paylaşan Biçim ve Öz başlıklı bir sergi gerçekleştirildi. Ertesi yıl Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio kampüsünde José Sancho’nun Torsoları başlıklı bir sergi düzenlendi. Vakıf 2013 yılında, devraldığı mirası oluşturan eserlerin bir kataloğu olarak Daimi Koleksiyon başlıklı bir kitap yayımladı. 20 Ağustos 2014’te Kosta Rika Üniversitesi, sanatçının bağışladığı, hayvansı temalar taşıyan granit, demir ve mermer dokuz esere ev sahipliği yapan Heykel Gezinti Alanı’nı açtı. 2015’te ise heykel sanatı alanında bir burs programı başlattı.


















Kaynak : blog.peramuzesi.org.tr
Fotoğraflar : Zeynep Tuba Çakır

21 Eylül 2015 Pazartesi

14. İSTANBUL BİANELİ "TUZLU SU"

Türkiye'deki sanatın merkezi İstanbul, yine bir bienale ev sahipliği yapıyor. 5 Eylül - 1 Kasım 2015 tarihleri arasında şehrin farklı yerlerinde bienalden görüntülerle karşılaşacaksınız. "Tuzlu Su" hakkında daha fazla bilgi için buyrun... :)


14. İstanbul Bienali’nde, Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa, Ortadoğu, Latin Amerika ve Kuzey Amerika'dan 80’in üzerinde katılımcının çalışmaları Boğaz’ın Avrupa ve Anadolu yakasında bulunan 30’dan fazla mekânda gezilebilecek. TUZLU SU, müzelerin yanı sıra tekneler, oteller, eski bankalar, otoparklar, bahçeler, okullar, dükkânlar ve özel konutlar gibi kara ve su üzerindeki geçici yerleşim alanlarına yayılacak.

Carolyn Christov-Bakargiev 14. İstanbul Bienali’ni şöyle anlatıyor: “Tuzlu su dünyada en sık rastlanan maddelerden biri. Vücudumuzdaki sodyum da sinir sistemimizi oluşturan en önemli içerenlerden, bir anlamda hayati önem taşıyan bir sistemi çalıştırarak insanları hayatta tutuyor. Tuzlu su aynı zamanda dijital çağın en yıpratıcı maddelerinden biri. Akıllı telefonunuzu tatlı suya düşürürseniz onu kuruttuktan sonra büyük olasılıkla tekrar çalışacaktır, fakat tuzlu suya düşerse, kimyasal değişimler telefonun bozulmasına yol açabilir. 14. İstanbul Bienali’ni ziyaret ettiğinizde tuzlu suyun üstünde epey zaman geçireceksiniz. Mekânlar arasında, özellikle de vapurlarla yapılacak seyahatlerle, ziyaretçilerin sanatı deneyimleme süreleri yavaşlayacak. Bu da çok sağlıklı, çünkü tuzlu su solunum problemleriyle pek çok başka hastalığın iyileşmesine yardımcı olduğu gibi sinirleri de yatıştırıyor.

Sergi, Karadeniz’deki Rumelifeneri’nden Yunan mitolojisinde Altın Post’u arayan İason önderliğindeki Argonotlar’ın geçtiği, sekiz bin beş yüz yıl önce bir su kanalı olarak açılmış dar ve kavisli bir fay hattı olan İstanbul Boğazı’na, oradan da Akdeniz’e doğru, Bizans İmparatorluğu’nun düşmanlarını sürgün ettiği ve Troçki’nin 1929’dan 1933 yılına kadar yaşadığı Büyükada’ya uzanacak.

Bienalde, bazıları çok küçük olmak üzere sergilenecek 1.500’ün üzerinde eserin arasında ellinin üzerinde sanatçının yeni işlerinin yanı sıra denizbilimi tarihi, çevre çalışmaları, sualtı arkeolojisi, Art Nouveau, nörobilim, fizik, matematik ve teosofi tarihinden de yapıtlar yer alıyor. Tarihsel açıdan projeler, nöronu keşfederek 1906’da Nobel Ödülü’nü kazanan Santiago Ramón y Cajal’ın 1870 yılına ait çizimlerinden, Annie Besant ve Charles Leadbeater’ın çığır açan soyut ‘Düşünce Biçimleri’ne (1901-1905), Aslı Çavuşoğlu’nun çok eski ve artık kaybolmuş bir Ermeni tekniğini yeniden yaratarak bir böcekten kırmızı boya elde ettiği yeni projesinden Troçki’nin Türkiye’de geçirdiği dönemden esinlenen William Kentridge’in çok kanallı yeni enstalasyonuna kadar uzanacak.” 

Carolyn Christov-Bakargiev’in bienali işbirliği içerisinde şekillendirdiği isimler arasında Anna Boghiguian, Aslı Çavuşoğlu, Cevdet Erek, Pierre Huyghe, Emre Hüner, William Kentridge, Marcos Lutyens, Chus Martínez, Füsun Onur, Emin Özsoy, Griselda Pollock, Michael Rakowitz, Vilayanur S. Ramachandran, Arlette Quynh-Anh Tran ve Elvan Zabunyan yer alıyor. Orhan Pamuk ise 14. İstanbul Bienali’nin Uluslararası Dostları ve Hamileri başlıklı destek programının onursal başkanlığını üstleniyor.

İstanbul Bienali’nin Danışma Kurulu’nda Adriano Pedrosa, Başak Şenova, İnci Eviner, Iwona Blazwick ve Ute Meta Bauer yer alıyor.

İKSV tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Bienali, geçen bienalde olduğu gibi bu sene de kapılarını ücretsiz olarak açacak. Bienal mekânları arasında sadece Masumiyet Müzesi’nin girişi ücretli olacak. Bienale aralarında DAI Dilijan Sanat Girişimi - IDeA Vakfı, SAHA – Çağdaş Sanatı Destekleme Girişimi, Avustralya Sanat Konseyi, Mathaf: Modern Sanat Müzesi (Katar Müzeleri), Acción Cultural Española (AC/E), Mondriaan Fonu, Kanada Konseyi, British Council, Henry Moore Vakfı, Culture.pl,İstanbul İtalyan Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, Norveç Güncel Sanat Merkezi (OCA), Norveç Sanat Konseyi, Fondazione Sandretto re Rebaudengo, Schering Stiftung, Fiorucci Art Trust, Schwarz Vakfı, Dena Çağdaş Sanat Vakfı, Outset Güncel Sanat Fonu ve Kadist Sanat Vakfı’nın da yer aldığı kurum, kuruluş, uluslararası fon sağlayıcı ve fon kuruluşları da destek veriyor.

TUZLU SUDA NASIL GEZİLİR?

Sanatseverlerin en az üç günde gezebileceği 14. İstanbul Bienali’nde, İstanbul Modern, ARTER, Özel İtalyan Lisesi ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu gibi mekânlar karma sergiye ev sahipliği yaparken, diğer tüm mekânlarda tek sanatçı ya da sanatçı topluluklarının işleri görülebilecek.




Kaynak: http://bienal.iksv.org/tr/arsiv/haberarsivi/p/1/1159

2 Eylül 2015 Çarşamba

"ZERO" GELECEĞE GERİ SAYIM

20. yüzyılın ortasında doğan büyük sanat hareketi ZERO’nun yenilikçi ve dinamik ruhu İstanbul’da!



ZERO SESSİZLİKTİR. ZERO, BAŞLANGIÇTIR.

S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, Akbank Sanat’ın işbirliğiyle 20. yüzyılın en büyük uluslararası sanat ağı olan ZERO sanat akımının dinamik ve yenilikçi ruhuna ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. II. Dünya Savaşı sonrasının durağan ve olumsuz atmosferinde “sanat sıfırdan başlamalıdır” prensibiyle 1957 senesinde Düsseldorf’ta doğan ZERO akımı, ismini bir roketin kalkışından önceki geri sayımdan alıyor. Geleneksel sanat anlayışını sıfırlayarak aydınlık ve şeffaflık dolu yepyeni bir dünya vaadiyle yola çıkan ZERO, kuruluşundan seneler sonra bugün de geçerliliğini ve dinamizmini korumaya devam ediyor.

Aktif olduğu 1950 ve 60’lı yıllar sırasında sınırları yıkarak farklı ülkelerdeki sanatçılar tarafından uluslararası çapta benimsenen ZERO akımına odaklanan ve S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi için özel olarak tasarlanan sergi, hareketin öncüleri Heinz Mack, Otto Piene, Günther Uecker’in eserlerinin yanında akıma ilham vermiş ve katkıda bulunmuş 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından Yves Klein, Piero Manzoni ve Lucio Fontana’nın eserlerini bir araya getiriyor. Sergi, farklı teknik ve malzemelerle üretilmiş geniş bir eser seçkisi ile Türkiye’deki sanatseverleri ZERO akımıyla buluşturuyor.

ZERO Vakfı Kurucu Yöneticisi Mattijs Visser küratörlüğünde gerçekleştirilen sergi, hareketin omurgasını oluşturan “Zaman”, “Uzam”, “Strüktür”, “Işık”, “Ateş”, “Renk”, “Gölge” ve “Titreşim” gibi ana temalar etrafında şekillenecek ve akımın günümüze kadar ulaşan etkilerinin kapsamlı bir temsilini oluşturacak. Kapsamlı sergiye eser ödünç veren 19 kurum arasında ZERO Vakfı, Düsseldorf, Adolf-Luther-Stiftung Koleksiyonu, Krefeld, Stiftung Museum Kunstpalast, Düsseldorf, Morsbroich Müzesi, Leverkusen, Kunstmuseum Bonn, Stadtsparkasse Düsseldorf Koleksiyonu, Beck & Eggeling International Fine Art, Düsseldorf, Ben Brown Fine Arts, Londra, Sperone Westwater, New York, Ketterer Kunst, Münih, Viktor ve Marianne Langen Koleksiyonu, Düsseldorf, Helga ve Edzard Reuter Koleksiyonu, Neuss, Elizabeth Goldring Piene and Otto Piene Varisleri, Rira Koleksiyonu, Köln, Schaub Koleksiyonu, Landshut, More Sky Koleksiyonu, Studio Mack Koleksiyonu ve Yves Klein Archives, Paris bulunuyor.

ZERO enerjisini Akbank Sanat’ın işbirliğiyle S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi galerilerine taşıyacak sergi, 3 Eylül 2015’te küratör Mattijs Visser eşliğindeki sergi turu ile başlayacak. Sempozyum, konferans, film gösterimleri, çocuk atölyeleri ve sesli rehber ile zengin bir içerik sunacak ZERO sergisi, hazırlanan kapsamlı kataloğuyla da önemli bir hafıza oluşturacak. ZERO sergisi, 2 Eylül 2015 - 10 Ocak 2016 tarihleri arasında S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

İstanbul, ZERO ile geleceğe geri sayıyor.







Kaynak: www.gelecegegerisayim.com

16 Kasım 2014 Pazar

Polonya Sanatında Oryantalizm 'İstanbul'da!

İstanbul'un seçkin müzelerinden Pera Müzesi 24 Ekim 2014 - 18 Ocak 2015 tarihleri arasında Polonya sanatının oryantalizmini ülkemize taşımış. 17. yüzyıldan 19. yüzyılın başlarına kadarlık zaman dilimini kapsayan bu sergide resim, desen, grafik ve tekstil eserleri bulunmakta. Yabancı bir çok sanatçının Türkiye'ye gezileri sırasındaki gözlemlerinden de faydalanarak islami dokuları yansıttıdığı bu sergiyi görmeyi ihmal etmeyin derim. Sergi sırasında çektiğim fotoğraflardan birkaçını paylaşıyorum..:)