İzleyiciler

istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2020 Pazar

Marina Abramović İstanbul'da...

Benim de büyük hayranı olduğum hatta üzerine çalışmalar hazırladığım performans sanatının tanrıçası Marina Abramović retrospektif sergisiyle sonunda Türkiye'ye geldi ve en çok mutlu olan insanlardan biriyim. 😊 Herkes gitsin, görsün bence... Hala bilmiyorum, görmedim diyenler varsa şimdi hemen aşağıda bu haberi paylaşayım:

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat; dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramović’i ve kurucusu olduğu Marina Abramović Enstitüsü’nü (MAI) Türkiye’ye getirdi.

31 Ocak’ta başlayan “Akış / Flux“, Türkiye’de performans sanatının tarihini ziyaretçi için ulaşılır ve anlaşılır kılmayı amaçlıyor. Sergi; Abramović’in performanslarının dokümantasyonlarının yer aldığı kapsamlı bir retrospektifi, açık çağrıya cevap veren ve projeye davet edilen sanatçılarla MAI ortaklığında geliştirilen canlı performansları, sanatçının halka yönelik oluşturduğu egzersizlerin deneyimleneceği Marina Abramović Metodu bölümünü ve Akbank Sanat’ın bağlantılı olarak ev sahipliği yapacağı belgesel gösterimi ile video galeriyi kapsıyor.






Kaynak: www.sanatatak.com



10 Kasım 2019 Pazar

LENS'19 Görülen Şeyler

Sanat ve sanatçı sever arkadaşlara çağrı! :) 
Bilindiği gibi blog sayfamdan olabildiğince sergi duyuruları yapmaya çalışıyorum ve İstanbul'daki sergilerin bir çoğuna ben de giderek takip ediyorum. Değişen çağın sanat anlayışına uzak kalmamak adına, sizlerinde takipte kalmanız umuduyla. Sanat iyileştirir! :)



2012 yılında her disiplinden üretimin izleyici ile buluşmasını sağlamak için yola çıkan Mixer, sadece fotoğrafa odaklanan bir sergi serisi olan Lens'i hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bu sene ilki Sena Çakırkaya küratörlüğünde gerçekleşecek sergi serisi, gelecek yıllarda farklı temalar ya da tekniklere odaklanarak Türkiye'de ve dünyada fotoğrafın izlerini takip edecek.

17 Ekim - 30 Kasım 2019 tarihleri arasındaki sergi, fotoğrafın teknik ve kavramsal sınırları üzerine düşünen, onu bir deney alanı olarak ele alan sanatçılara ve çalışmalarına odaklanıyor. Sergi kavramsallık, performans ve tekniği buluşturan deneyselliğe bir övgü niteliğinde. Fikir ve üretim arasındaki mesafeyi ortadan kaldıran, hayal gücü ve özgün düşünceye hareket alanı tanıyan çalışmalar sergide bir araya geliyor. Kameranın düşünceleri veya olayları aktaran bir araç olarak kullanılmasının ötesinde; fotoğraf olgusunu farklı yaklaşımlarla geliştirme girişimlerini görüyoruz. Hakim teorilerin gölgesinde kalmadan görüntüye, sürece ve düşünceye hakkını verme çabası öne çıkıyor. 

Güncel fotoğraftaki malzeme ve teknik çeşitliliğin geri dönüşüne paralel olarak, kamerasız fotoğraflar, bilgisayar üretimi imgeler veya fotoğrafa analog, dijital, fiziksel müdahaleler gibi birçok farklı yaklaşım sergide bir araya geliyor. Sergi 1970’lerden itibaren, Türkiye’de bu deney alanının izini sürerek görüntünün kendisini hem çıkış hem de varış noktası olarak ele alıyor. 

Sergi kapsamında 19 Ekim saat 16:00-18:00 arasında sergi küratörü Sena Çakırkaya moderatörlüğünde, sanatçılardan Selim Süme, Orhan Cem Çetin ve Selen Solak'ın katılımı ile konuşma düzenlenecektir. 15 Kasım Cuma günü ise sergi sanatçılarından Yusuf Murat Şen ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Alternatif Fotoğraf Atölyesi ziyareti gerçekleştirilecektir.

Sanatçılar: Barbara - Zafer Baran, Kerem Ozan Bayraktar, Melis Cantürk, Orhan Cem Çetin, Görkem Ergün, Baha Gelenbevi, Ahmet Öner Gezgin, Cemil Batur Gökçeer, Ege Kanar, Sabit Karamani, Zeynep Kayan, Şahin Kaygun, Cansu Korkmaz, Aslı Narin, Selen Solak, Selim Süme, Sergen Şehitoğlu, Yusuf Murat Şen, Sencer Vardarman



Kaynak:www.mixerarts.com

20 Ekim 2019 Pazar

Comikon İstanbul'da!

Beni tanıyanlar anime karaterlerini, çizgi romanları, illüstrasyonu ne derece sevdiğimi, bir dönem sadece karakter tasarımlarıyla ilgilendiğimi iyi bilir. Çoğu öğrencimle olan sıkı bağım birazda bu ortak noktalardan gelir..:) 
Hepimizin bildiği gibi Türkiye'nin Uzakdoğu kültürüne ciddi bir ilgisi var. Durum böyle olunca  anime severleri bir düşünün. 
Bana göre anime bir hastalık. Hatta öyle farklı bir hastalıktır ki, yaş, cinsiyet ayırt etmeksizin her gruptan hayran kitlesi var. İzlemeyi sevenler kadar, çizmeyi sevenler de çok. Dolayısıyla Comikon İstanbul tamda bizlere göre :) Bu yıl üçüncüsü düzenlenen COMİKON-İstanbul dünyanın bütün büyük metropollerinde uzun yıllardır yapılmakta olan comic convention etkinliğini İstanbul’a taşıyarak ülkemizde güçlü bir sektör oluşmasını ve yetenekli gençlerin uluslararası tanınırlık kazanmasını, dünya çapında ustalarla bir araya gelerek vizyon kazanmalarını amaçlayarak, yerli, yabancı bir çok kurum ve sanatçı konuk ediyor, katılımcılar arasında sinerji yaratmayı hedefliyorYaratıcı çizim ile ilgilenen tüm taraflardan büyük ilgi gören COMiKON-İstanbul bu yıldan itibaren daha merkezi bir mekana taşınarak Mehter Takımı gösterileri ile ünlü Harbiye Askeri Müze Kültür Sitesi’nde 19-20 Ekim 2019 tarihlerinde gerçekleşecek.
Şimdi Comikon İstanbul 2019'da düzenlenen etkinliklerle ilgili hemen altta birazcık bilgi paylaşalım.



COMiKON-İstanbul 2019’un Öne Çıkan Etkinlikleri 

● Türkiye’de bir ilk!: Japonya’nın en büyük medya kuruluşlarından TV TOKYO COMiKON’da! 
Naruto, Boruto, One Punch Man, Fairy Tail, Bleach, Soul Eater, Evangelion, Gintama, Pokemon, SONİC X, Yu-Gi-Oh gibi dünyaca ünlü serilere imza atan önemli bir anime üreticisi olan TV TOKYO, orijinal anime ürünlerini ve V-Tuber (Virtual Youtuber) teknolojilerini anime severlerin beğenisine sunacak. 

● Türkiye’de bir ilk!: Japonya’nın önemli anime stüdyolarından Asurafilm COMiKON’da! 
Doraemon, MonsterZ MATE, GUNDAM, BATMAN NİNJA, Berserk, Altair: A Record of Battles, Little Witch Academia, WORLD OF FINAL FANTASY, Space Battleship Yamato 2199: Odyssey of the Celestial Ark gibi çok sayıda önemli anime yapımında yer almış bir stüdyo olan Asurafilm COMiKON’a konuk olacak. Asurafilm hem tecrübeli animatör ve prodüktörleriyle Japon anime endüstrisini anlatacak hem de genç yeteneklerin portfolyolarını inceleyerek yetenek avına çıkacak. Bu COMiKON’da fırsat çizgi ile hikaye anlatmak isteyen yaratıcı gençlerin ayağına geliyor! 




● Türkiye’de bir ilk!: Geleceğin sporu / Tekno-spor HADO COMiKON’da! 
Geleceğin Sporu olarak bilinen HADO, AR teknolojisi ile e-sporu birleştiren muhteşem bir oyun. Şu anda bütün dünyada hızla yayılmakta olan HADO Dünya Ligi kuruldu bile. Teknoloji ve sporun sınırlarını görmek isteyenler için COMiKON’da HADO sahası kuruluyor. Kendine güvenenler, bilgisayar oyunlarını ve spor yapmayı sevenler üç kişilik takımlar halinde oynanan bu oyunu deneyebilecekler. Sen de gel ve oyna! 

● Türkiye’de bir ilk!: V-Tuber Teknolojisi COMiKON’da! 
Modellemesi yapılan bir animasyon karakterinin ekranda sunuculuk yaptığı V-Tuber teknolojisiyle yaratılan sanal youtuber’lar dünyaca ünlü yıldızlar haline geliyorlar. Merchandising potansiyeli taşıyan V-tuber yıldızları Hatsune Miku gibi hologram şarkıcıların müthiş başarılarının ardından Asya’dan başlayarak yükseliyor. V-tuber’ların nasıl yaratıldığını bizzat görmek isteyenler veya bu teknolojiyi kullanarak kendi yıldızlarını yaratmak isteyen girişimciler için kaçırılmayacak bir fırsat COMiKON’da ilgilileri bekliyor olacak. 

● Dünyaca ünlü manga serisi “Titana Saldırı: Çöküşten Önce”nin çizeri Satoshi Shiki COMiKON’da! 
Bu yılki COMiKON’un onur konuğu ünlü mangaka Satoshi Shiki Attack On Titan serisini nasıl çizdiğini, nasıl mangaka olduğunu anlatacak ve live-draw oturumunda bir mangakanın nasıl çizdiğini canlı olarak gösterecek. Ayrıca, bu oturuma katılacaklar arasında yapılacak bir çekilişle bir katılımcıya imzalı, orijinal bir çizimini hediye edecek!! Bu oturumu kaçıranlar pişman olabilir! Satoshi ayrıca bir konuşma yapacak ve imza verecek.




● Yetenek Avı devam ediyor: Fransız yayınevi Edition Soleil’in Baş Editörü Jean Wacquet COMiKON’da! 
Fransa’nın en büyük çizgi roman yayınevlerinden Edition Soleil’in baş editörü Jean Wacquet, çizgi roman sanatçısı olmak isteyen yetenekli gençleri arıyor. Wacquet hem başarılı bir portfolyonun nasıl olması gerektiği konusunda bir seminer verecek, hem de uluslarası düzeyde bir çizer olmak isteyenlerle tanışarak portfolyolarını değerlendirecek. Çizer olma hayali kuranların kesinlikle kaçırmaması gereken büyük bir fırsat daha COMiKON’da. 

● Anime yapımcısı Shigetaka Mochizuki COMiKON’da! 
Asurafilm’in kurucusu Shigetaka Mochizuki, kariyerine manga çizeri olarak başlamış, 2013 yılında Asurafilm’i kurarak anime yapımcılığına geçerek aralarında Doraemon, MonsterZ MATE, GUNDAM, BATMAN NİNJA, Berserk, World of Final Fantasy ve Little Witch Academia gibi dünyaca ünlü bir çok yapımda yer almıştır. 

● Dragon Artist Yumeshi Kokubun COMiKON’da! 
Kendine has tekniği ile ejderha çizerek tüm dünyayı dolaşan genç çizer Yumeshi, yapacağı Live-draw etkinliğinde tekniklerini paylaşacak. Uzakdoğu’da bilgelik sembolü olan ejderhanın hikayesini kaligrafi ile birleştirdiği bir perfomansla anlatacak. 

Ayrıca “COMiKON Akademi” programı dahilinde, üniversitelerin çizgi film/animasyon etkinlikleri başta olmak üzere çocuklar ve yetişkinler için çok sayıda eğlenceli ve eğitici içerik ziyaretçileri bekliyor olacak.

● 60 sanatçının eserlerini sergilediği Artist Alley 
● Anisong Grand Prix şarkı yarışması 
● COMiKON Fight! Offline oyun turnuvası 
● Cosplay Atölyeleri 
● CosPOWER Catwalk 
● K-Pop dansları 
● Just Dance 
● Life-Draw Çizim etkinlikleri (Cosplayer modellerin eğitmenler gözetiminde çizilmesi) 
● FRP/Kart/Kutu Oyunları 
● Maid Cafe: Anime evreninden yiyecek ve içecekler 
● Origami, Manga boyama, Japonca yazı standları 
● Figür, merchandise, kitap, çizim malzemeleri standları 
● Işıklı masalarda animasyon yapım deneyimi 
● Dr. Who, Dungeons&Dragons, anime ve oyun, fantastik edebiyat, bilimkurgu sineması gibi çok sayıda ilginç konuda panel, konuşmalar 
Ve kaçırmak istemeyeceğiniz daha bir çok etkinlik sizleri bekliyor…








Kaynak: www.ntv.com.tr/sanat

11 Ekim 2019 Cuma

Genç Sanatçılara Mamut Art'tan Davet!

Mamur Art kariyerinin başındaki bağımsız genç sanatçılara eserlerini sergileme imkanı sağlıyor. 1-5 Nisan tarihlerinde Akkök Holding sponsorluğunda Küçük Çiftlik Park’ta gerçekleşecek Mamut Art'a başvurular başladı, son tarih ise 30 Kasım.




Akkök Holding ana sponsorluğunda 2015 yılından bu yana gerçekleşen Mamut Art Project, bu yıl sekizinci kez güncel sanatta umut vaat eden sanatçılara işlerini sergileyeceği benzersiz bir keşif alanı sunuyor. 30 Kasım’a dek başvuruları kabul eden Mamut Art Project’in jüri üyeleri arasında ise; Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarım Programı Koordinatörü, sanatçı ve müzisyen Selçuk Artut, küratör, yazar ve SAHA Derneği Direktörü Çelenk Bafra, sanatçı Aslı Çavuşoğlu; artSümer Galeri Kurucusu Aslı Sümer, OMM - Odunpazarı Modern Müze'nin kurucusu ve koleksiyoner Erol Tabanca bulunuyor.

Sanat kariyerlerinin henüz başında olan yeteneklerin çalışmalarını destekleyen ve onları sanat profesyonelleriyle buluşturan Mamut Art Project, bu yıl 1-5 Nisan 2020 tarihleri arasında sekizinci kez koleksiyonerler, küratörler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverleri bir araya getirecek. Mamut’a başvurular 30 Kasım 2019’a kadar www.mamutartproject.com adresinden yapılabilecek.

Genç sanatçılara, Mamut ekibiyle buluşarak portfolyolarını tartışma ve fikir alma fırsatı sağlayan Mamut Portfolyo Günleri bu yıl da düzenlenecek. Geçen yıl ilk kez yapılan ve bu yıl da devam eden İstanbul dışındaki şehirlerde düzenlenecek portfolyo günleri ile ilgili detaylar ise çok yakında açıklanacak.





Kaynak: www.hurriyet.com.tr

8 Ekim 2019 Salı

"Bazen Hiç Olmadığından Daha İyi Olur" TOBIAS REHBERGER

Çağdaş sanatçılara olan ilgimden olsa gerek yakın bir zamanda sosyal medyada çalışmalarını gördüğüm ve fazlasıyla dikkatimi çeken Tobias Rehberger'in çalışmalarının Türkiye'ye geldiğini öğrendim, dolayısıyla bende paylaşmak istedim. Şimdi bu sergiyle ilgili bilgileri öğrenelim :)




Tobias Rehberger'in son dönem işlerinden ve daha önce sergilenmiş beş heykelinden oluşan yeni sergisi "Bazen Hiç Olmadığından Daha İyi Olur", 9 Eylül - 2 Kasım 2019 tarihleri arasında Pilevneli Dolapdere'de yer alacak. Sergide, Rehberger'in "Enfeksiyonlar", "Portre Heykelleri", "Yumurta Vazo Heykelleri", "Ret" adlı çalışmalarının yanı sıra suluboyaları ve neon işleri yer alıyor.




Almanya'nın önemli çağdaş sanatçılarından biri olan Tobias Rehberger, mimari ve tasarım alanlarında çalışarak iki disiplinin kesişiminin güzel sanatlarla ilişkisini keşfediyor. Rehberger sokaktaki neon levhalar, cırtbant ile yapılmış lambalar, vazo heykeller gibi eserleriyle sanatını yeni ve 'kutsanmamış' bağlamlardan yaratarak seyircisini bir deneyimin parçası olmaya davet ediyor. Sanatçı interaktif mimari enstalasyonlarının yeni bir örneğini Pilevneli Dolapdere'ye kurmuş. Sergisi süresince ve sonrasında galerinin teras katında yer alacak bu enstalasyon, yemek yenilebilecek, kahve içilebilecek, vakit geçirilebilecek bir sosyal platform görevi üstlenerek ziyaretçilerin deneyimine katkıda bulunacak.











Kaynak: istanbul.net.tr

5 Eylül 2019 Perşembe

CANAN "Muhabbet & Kehanet & Saadet"

Uzun bir aradan sonra mutlu bir merhaba..:) Eğitimim dolayısıyla oldukça uzun ara vermiştim ama tatlı bir mezuniyet sonrası artık dönmenin vakti geldi diye düşünerek heyecanla açtım yeni sayfayı. :) 2019'un ilk yazısını paylaşacağım için fazlasıyla mutluyum.. Ara verdiğim dönemde paylaşabilmek için oldukça çok şey biriktirdim. Çok kitap okudum, yeni sanatçılar keşfettim. Hepsini bir anda paylaşmak istememe rağmen yavaş yavaş yazacağım..:) İlk paylaşımım tabiki sergilerden olacak ki kimse tarihleri kaçırmasın. 


4 Eylül itibariyle Daire Sanat'ta CANAN'ın "Muhabbet & Kehanet & Saadet" isimli sergisi konuk oldu. CANAN’ın daha önce sergilenmemiş “Muhabbet Serisi” ve “Sevişgenler (Aşıklar) Serisi”nden eserleri ile “Striga” isimli eserini izleyici ile buluşturuyormuş.




Canan, Muhabbet Serisi, İkizler, 2019.


Muhabbet, gönülden gönüle akan, karşılıklı olarak iletişimden keyif alınan, insanlar arasındaki bir çeşit gönül dilidir. Sergi içinde yer alan yapıtlar, sanat ile izleyici arasında semboller diliyle, sezgisel olarak güzellikler dilini kurar. Semboller, zaman zaman farklılık gösterse de çoğunlukla zamansız, coğrafyasız, doğanın güzellikler dili ile insanlar arasında kurulan ortak dilin kendisidir. Şiirde, şarkıda, TV’den izlediğimiz filmlerde, dizilerde, yastık yüzlerimizde ev dekorasyonumuzda hatta telefonumuzun emojilerinde ve sanatın her dalında yaşama dair insani duyguların, kelimelerin ve kavramların yeterli olmadığı yerde, sezgisel olarak karşılıklı iletişimde gönül dilini kurar. Gönül kelimesi yalnızca Türkçe olup, ruh ve kalbin birlikteliği anlamına gelir. Bir çeşit gönül dili olan sanatın, ortak bir dil olmasını da bize kolayca açıklar. Gönül dili, sezgilere bağlı olduğu için çoğunlukla sembollerle derdini anlatır. Orhan Veli’nin söylediği gibi kelimelerin kifayetsiz kaldığı anda imdadımıza yetişir. Birine telefonun sohbet odalarında sevdiğimizi söylemek istediğimizde "seni seviyorum" un bıraktığı his başkadır, yanına gül emojisi ve iki şampanya kadehi konmuş “seni seviyorum”un bizde yarattığı his bambaşkadır. Gözlerin ne güzel demek yerine ceylan gözlüm, selvi boylum deriz. Kısrağım, aygırım diye tanımladığımızda sevdiceğimizi, şehvetimizi saklamak mümkün değildir. Domuz gibi inatçıyızdır mesela, deniz mavisi gözlerimizde derinlere dalmak ister nartanemiz, nurtanemiz. 




Canan, Muhabbet Serisi, Cinler, 2019.



Sergide yer alan "Muhabbet" serisi insanlık tarihinin başlangıcından günümüze, evrimsel süreçten bize kalan kolektif bilinçaltımızdaki hafızanın, sembolleri güzellikler diline çevirdiğinin bir kanıtıdır. Keçi bedenli insan başlı yaratıklar, ejderhalar, yılan bedenli kadınlar, cinler, tanrılar ve tanrıçalar aslında hep evrimsel sürecin ve doğanın bize bıraktığı genetik mirasın, sembollerin gizemli dilinden, güzellikler diline dönüşümünün yansımasıdır.



Canan, Sevişgenler Serisi, Sonsuz Aşk, 2019.


Sergide yer alan Striga "cadı otu" da yine semboller diliyle izleyiciyle muhabbet eder. Striga, konusunu arkaik dönemde yer alan Nemesis tanrıçasından alır. Nemesis bazı kültürlere göre uğursuzluk tanrıçası iken bazı kültürlere göre uğur tanrıçasıdır. Kehanet küreleri şeklinde kurgulanmış yapıt, herkesin kendi geleceğinin kehanet tanrıçası olduğunu iddia eder. Bir yanı ile uğur ve uğursuzluk tanrıçası olması bu yüzdendir. Nemesis dişil bir tanrıça olarak aslında zihnimizin bilinçaltını sembolize eder. Sağ tarafımız dişil enerjiyi taşıyan bilinçaltı, sol tarafımız eril enerjiyi taşıyan bilincimizdir. Bİlinç ve bilinçaltı geleceğin yaratılışında ortak çalışır. Bu yüzden kehanet tanrısı ve tanrıcası bizzat zihnimizin kendisidir. Pozitif baktığımızda kendimizi koşulsuz sevip, kendimize güvendiğimizde arzularımızın ve hayallerimizin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yoktur. Çelişki ve şüphe hayatımızdan uzaklaştığında geçmişin deneyimleri ve gelecek tahayyülleri ile şimdiyi oluştururuz. Bilinç ile kurulan hayaller ve hatırlanan deneyimler her birimizi birer Nemesis tanrıçasına dönüştürür ve hayallerimizin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bizi inandırır. Bu yüzden geleceğimizi yaratan uğur tanrısı ve tanrıçası bizzat zihnimizdir. Kimse bir başkasının geleceğini okuyamaz, bilemez, öngöremez. Fal, büyü ve hatta astroloji arkadaş toplantılarında eğlence amaçlı ve birbirine moral verdiği sürece hayatın zenginliğidir. Ciddiye almamız gereken başkasının sözleri değil, tam tersi hayallerimizin ve arzularımızın ulaşılabilir olduğuna dair kendimize olan tam inancımızdır.



Canan, Sevişgenler Serisi, Kerem ile Aslı, 2019.


Sevişgenler (Aşıklar) Serisi ise tüm bu muhabbet ve olumlu kehanetler, hayaller sonunda saadetin karşılığıdır. Muhabbetle, ortak kurulan hayallerle, huzurun, şevkatin, merhametin, arzunun ve hatta şehvetin karşı konulmaz, büyük bir özlem ve hasretle tüm hayatımız boyunca aradığımız aşkın tam karşılığıdır. Sergide yer alan sevişgenler serisi her biri cenneti andıran doğa tasviri içinde birbirine aşık, kuytu köşelerde arzu, şehvet, şevkat ve merhametle sevdiceğiyle sarılan, öpüşen koklaşan çiftlerden oluşur. Cennet tasviri bir bakıma imajinasyon dünyamızda ait olduğumuz yeryüzünün, çiçek ve hayvanlarla bezenmiş doğa tasviridir. Cennet bizim için yeryüzüdür, üzerine bastığımız topraklardır. Öldükten sonra değil, tam tersi soluk aldığımız, etimiz kemiğimiz ve sevdiceğimizle saadet içinde yaşadığımız yerdir.


04 Eylül - 03 Kasımları arasında devam edecek bu sergiyi kaçırmayın :)




Kaynak: https://www.artkolik.net

11 Ocak 2017 Çarşamba

"İKİ DÜNYA ARASINDA" FEYHAMAN DURAN

"1914 Kuşağı, Türk İzlenimciler veya Çallı Kuşağı" olarakta bilinen grubun önemli üyelerinden biri olan Feyhaman Duran, Türk resim sanatının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. "Feyhaman Duran, İki Dünya Arasında" isimli sergiye Sakıp Sabancı Müzesi 15. yılında ev sahipliği yapacak. 12 Ocak 2017 - 30 Temmuz 2017 tarihleri arasında sanatçının eserlerini görmek mümkün olacak. Ben heyecanla yarını bekliyorum, siz de imkanınız varsa kaçırmayın derim..:)



"Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçiş sürecinin izlerini yansıtan sanat pratiğinin izinde söz konusu dönemin tüm çatışma ve gelişmelerini gözler önüne seriyor. Çöküş yıllarını yaşayan bir imparatorluktan, sanat dünyasının beşiği Paris’e giden, sonrasında yurda gelişinde ise kendini keskin bir dönüşümün ortasında bulan Duran’ın, bu yolculuklarının, sanatını nasıl şekillendirdiğini yansıtıyor." (SSM)

FEYHAMAN DURAN HAYATI

Feyhaman Duran 17 Eylül 1886 tarihinde İstanbul’un Kadıköy semtinde doğmuştur. Babası Şair Süleyman Hayri Bey, annesi Fatma Hanım’dır. Annesi ve babasını küçük yaşta yitiren Duran, annesinin vasiyeti üzerine Hadikat-ül Maarif’te başladığı eğitimini Galatasaray Sultanisi’nde sürdürmüştür. Dedesinin ileri yaşı nedeniyle kendisiyle yeterince ilgilenememesi üzerine okul müdürü Abdurrahman Şeref Bey’in himayesinde yaşamını ve eğitimini sürdürmüştür. Okulda Hüsn-i Hat derslerinde başarı gösteren Feyhaman Duran, bir yandan da tarama mürekkebi, çini mürekkebi ve yağlıboya ile resimler yapmaya başlamıştır. 

Feyhaman Duran, Galatasaray Sultanisi’nin altıncı sınıfını 1908 yılında tamamladıktan sonra Bâb-ı Âli’de kâtip olarak işe başlamıştır. Burada yaşadığı bazı anlaşmazlıklardan dolayı görevi bırakmış, Galatasaray Sultanisi’nde güzel yazı hocalığına başlamıştır.

Sanatçı okul çağlarında bile sağlam bir desen yeteneği ile gerçeğe uygun portreler yapmıştır. Feyhaman Duran’ın, bu yeteneğini salt fizyolojik benzetme değil, bir anlam aktarabilmek için amacıyla kullandığı düşünülmektedir. Yaptığı portreler fotoğrafik görüntünün dışında, kişinin iç dünyasını da yansıtmaktadır. Hızlı çalışma yöntemi sayesinde, portre taslaklarını birkaç seansta adeta bitmiş birer tablo haline getirebilecek kadar yetenekli olduğu ifade edilmiştir.

Gençlik dönemi portrelerinde, genel fiziksel görüntünün yanında, şapka, saç modeli gibi bazı ayrıntılara da dikkat etmiştir. Resimlerinde, modelin giysi ve aksesuarları yüz hatlarıyla aynı değerde işlenmiştir. Daha sonraki dönemlerinde ortaya koyduğu eserlerinde bu tür ayrıntıları, portrenin özünün öne çıkmasını engellediği düşüncesiyle nispeten arka planda bıraktığı izlenimi doğmuştur. Portrelerinin çoğu, “büst portre” şeklindedir. 

Feyhaman Duran’ın peyzajlarında konu, sanatçının üslubunu belirlemiştir. Anadolu’da gerçekleştirdiği gezilerde yaptığı resimlerinde dikkat çeken önemli bir özellik; konu, yaşam ve görünüm değiştiğinde sanatçının üslubunun da değişmesidir. Sanatçının figürlü resimleri son derece azdır. Bu tür resimlerinde figür, konuyu ve kompozisyonu tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılmıştır.

Çallı Kuşağı’nın hatta Türk resminin en önde gelen portre ustalarından biri olan Feyhaman Duran, 1970 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.














Kaynak: www.sakipsabancimuzesi.org
               www.guzelsanatlar.gov.tr

10 Ekim 2014 Cuma

Büyük üstad "Joan MIRO" İstanbul'da..

İstanbul ünlü sürrealist ressam Joan Miro'yu konuk ediyor. Miro'nun eserleri Sakıp Sabancı Müzesi'nde 3 Eylül 2014 – 1 Şubat 2015 tarihleri arasında bütün sanat severlerin ve Miro severlerin ziyaretine açık. İlk fırsatta benim de gideceğim sergiyi sizlerde kaçırmayın..:) 
Sergi hakkında daha fazla bilgi edinmek için: 
http://www.sakipsabancimuzesi.org/tr/sayfa/sergiler/joan-miro-kadinlar-kuslar-yildizlar

Şimdi Joan Miro kimmiş onu öğrenelim.


Joan Miro Ferra (d. 20 Nisan 1893 - ö. 25 Aralık 1983), Katalan ressam ve heykeltıraş.
1893'te İspanya, Barselona'da dünyaya geldi. 14 yaşında Barselona'da La Lonja’s Escuela Superior de Artes Industriales y Bellas Artes (Güzel Sanatlar ve Endüstriyel Sanatlar Okulu)'na katıldı. 3 yıllık sanat eğitimi sonrasında, burada memur olarak göreve başladı. Daha sonra sanat çalışmalarına devam edebilmek için bu görevi bıraktı ve 1912-1915yılları arasında Barselona'daki Francesc Galí’s Escola d’Art isimli sanat okuluna devam etti. Galeri sahibiolan José Dalmau'nun teşvikiyle ilk sergisini Barselona'da 1918 yılında açtı.

1920 yılında Paris gezisi sırasında Pablo Picasso ile tanıştı. Bundan sonra Miro zamanının yarısını Paris'te geçirmeye başladı ve burada tanıştığı Max Jacob, Pierre Reverdy, ve Tristan Tzara ile Dada hareketine katıldı. Paris'teki ilk sergisi 1925'te Galeri Pierre'de büyük bir surrealist hareket olarak yankı buldu.

1936'da iç savaş sebebiyle İspanya'yı terk etmek zorunda kaldı, 1941'de geri döndü. Aynı yıl New York, The Museum of Modern Arts'da ilk büyük retrospektif sergisini açtı. Miro, Josep Lloerns y Artigas'la birlikte seramik çalışmalarına başladı bununla beraber baskı alanına da ilgi gösterdi. 1954-1958 yılları arasını bu iki konuya konsantre olarak geçirdi. 1954'deki Venedik Bienali'nde grafik dalında büyük ödüle layık görüldü ve çalışması bir sonraki yıl Kassel'de yapılan ilk Documanta Fuar'ına dahil edildi. 1958'de Paris UNESCO Binası'ndaki eseri ile Uluslararası Guggenheim Ödülünü aldı. Sonraki yıl tekrar resim yapmaya başladı, 1960 yılında heykeltıraşlığa başladı. Miro'nun retrospektifleri, Paris, Musée National d’Art Moderne ve Grand Palais'de yer aldı.

Miro, 25 Aralık 1983'te İspanya'nın Palma de Mallorca şehrinde hayata gözlerini kapadı.


ESERLERİ














Kaynak: http://tr.wikipedia.org