İzleyiciler

beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2019 Perşembe

CANAN "Muhabbet & Kehanet & Saadet"

Uzun bir aradan sonra mutlu bir merhaba..:) Eğitimim dolayısıyla oldukça uzun ara vermiştim ama tatlı bir mezuniyet sonrası artık dönmenin vakti geldi diye düşünerek heyecanla açtım yeni sayfayı. :) 2019'un ilk yazısını paylaşacağım için fazlasıyla mutluyum.. Ara verdiğim dönemde paylaşabilmek için oldukça çok şey biriktirdim. Çok kitap okudum, yeni sanatçılar keşfettim. Hepsini bir anda paylaşmak istememe rağmen yavaş yavaş yazacağım..:) İlk paylaşımım tabiki sergilerden olacak ki kimse tarihleri kaçırmasın. 


4 Eylül itibariyle Daire Sanat'ta CANAN'ın "Muhabbet & Kehanet & Saadet" isimli sergisi konuk oldu. CANAN’ın daha önce sergilenmemiş “Muhabbet Serisi” ve “Sevişgenler (Aşıklar) Serisi”nden eserleri ile “Striga” isimli eserini izleyici ile buluşturuyormuş.




Canan, Muhabbet Serisi, İkizler, 2019.


Muhabbet, gönülden gönüle akan, karşılıklı olarak iletişimden keyif alınan, insanlar arasındaki bir çeşit gönül dilidir. Sergi içinde yer alan yapıtlar, sanat ile izleyici arasında semboller diliyle, sezgisel olarak güzellikler dilini kurar. Semboller, zaman zaman farklılık gösterse de çoğunlukla zamansız, coğrafyasız, doğanın güzellikler dili ile insanlar arasında kurulan ortak dilin kendisidir. Şiirde, şarkıda, TV’den izlediğimiz filmlerde, dizilerde, yastık yüzlerimizde ev dekorasyonumuzda hatta telefonumuzun emojilerinde ve sanatın her dalında yaşama dair insani duyguların, kelimelerin ve kavramların yeterli olmadığı yerde, sezgisel olarak karşılıklı iletişimde gönül dilini kurar. Gönül kelimesi yalnızca Türkçe olup, ruh ve kalbin birlikteliği anlamına gelir. Bir çeşit gönül dili olan sanatın, ortak bir dil olmasını da bize kolayca açıklar. Gönül dili, sezgilere bağlı olduğu için çoğunlukla sembollerle derdini anlatır. Orhan Veli’nin söylediği gibi kelimelerin kifayetsiz kaldığı anda imdadımıza yetişir. Birine telefonun sohbet odalarında sevdiğimizi söylemek istediğimizde "seni seviyorum" un bıraktığı his başkadır, yanına gül emojisi ve iki şampanya kadehi konmuş “seni seviyorum”un bizde yarattığı his bambaşkadır. Gözlerin ne güzel demek yerine ceylan gözlüm, selvi boylum deriz. Kısrağım, aygırım diye tanımladığımızda sevdiceğimizi, şehvetimizi saklamak mümkün değildir. Domuz gibi inatçıyızdır mesela, deniz mavisi gözlerimizde derinlere dalmak ister nartanemiz, nurtanemiz. 




Canan, Muhabbet Serisi, Cinler, 2019.



Sergide yer alan "Muhabbet" serisi insanlık tarihinin başlangıcından günümüze, evrimsel süreçten bize kalan kolektif bilinçaltımızdaki hafızanın, sembolleri güzellikler diline çevirdiğinin bir kanıtıdır. Keçi bedenli insan başlı yaratıklar, ejderhalar, yılan bedenli kadınlar, cinler, tanrılar ve tanrıçalar aslında hep evrimsel sürecin ve doğanın bize bıraktığı genetik mirasın, sembollerin gizemli dilinden, güzellikler diline dönüşümünün yansımasıdır.



Canan, Sevişgenler Serisi, Sonsuz Aşk, 2019.


Sergide yer alan Striga "cadı otu" da yine semboller diliyle izleyiciyle muhabbet eder. Striga, konusunu arkaik dönemde yer alan Nemesis tanrıçasından alır. Nemesis bazı kültürlere göre uğursuzluk tanrıçası iken bazı kültürlere göre uğur tanrıçasıdır. Kehanet küreleri şeklinde kurgulanmış yapıt, herkesin kendi geleceğinin kehanet tanrıçası olduğunu iddia eder. Bir yanı ile uğur ve uğursuzluk tanrıçası olması bu yüzdendir. Nemesis dişil bir tanrıça olarak aslında zihnimizin bilinçaltını sembolize eder. Sağ tarafımız dişil enerjiyi taşıyan bilinçaltı, sol tarafımız eril enerjiyi taşıyan bilincimizdir. Bİlinç ve bilinçaltı geleceğin yaratılışında ortak çalışır. Bu yüzden kehanet tanrısı ve tanrıcası bizzat zihnimizin kendisidir. Pozitif baktığımızda kendimizi koşulsuz sevip, kendimize güvendiğimizde arzularımızın ve hayallerimizin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yoktur. Çelişki ve şüphe hayatımızdan uzaklaştığında geçmişin deneyimleri ve gelecek tahayyülleri ile şimdiyi oluştururuz. Bilinç ile kurulan hayaller ve hatırlanan deneyimler her birimizi birer Nemesis tanrıçasına dönüştürür ve hayallerimizin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bizi inandırır. Bu yüzden geleceğimizi yaratan uğur tanrısı ve tanrıçası bizzat zihnimizdir. Kimse bir başkasının geleceğini okuyamaz, bilemez, öngöremez. Fal, büyü ve hatta astroloji arkadaş toplantılarında eğlence amaçlı ve birbirine moral verdiği sürece hayatın zenginliğidir. Ciddiye almamız gereken başkasının sözleri değil, tam tersi hayallerimizin ve arzularımızın ulaşılabilir olduğuna dair kendimize olan tam inancımızdır.



Canan, Sevişgenler Serisi, Kerem ile Aslı, 2019.


Sevişgenler (Aşıklar) Serisi ise tüm bu muhabbet ve olumlu kehanetler, hayaller sonunda saadetin karşılığıdır. Muhabbetle, ortak kurulan hayallerle, huzurun, şevkatin, merhametin, arzunun ve hatta şehvetin karşı konulmaz, büyük bir özlem ve hasretle tüm hayatımız boyunca aradığımız aşkın tam karşılığıdır. Sergide yer alan sevişgenler serisi her biri cenneti andıran doğa tasviri içinde birbirine aşık, kuytu köşelerde arzu, şehvet, şevkat ve merhametle sevdiceğiyle sarılan, öpüşen koklaşan çiftlerden oluşur. Cennet tasviri bir bakıma imajinasyon dünyamızda ait olduğumuz yeryüzünün, çiçek ve hayvanlarla bezenmiş doğa tasviridir. Cennet bizim için yeryüzüdür, üzerine bastığımız topraklardır. Öldükten sonra değil, tam tersi soluk aldığımız, etimiz kemiğimiz ve sevdiceğimizle saadet içinde yaşadığımız yerdir.


04 Eylül - 03 Kasımları arasında devam edecek bu sergiyi kaçırmayın :)




Kaynak: https://www.artkolik.net

1 Ağustos 2017 Salı

José Sancho ve EROTİK DOĞA'SI

Son zamanlarda gittiğim ve beni en çok etkileyen sergilerden biriydi José Sancho'nun Erotik Doğası.. Çalışmalar ve konsept o kadar uyumlu, o kadar güzel düşünülmüş ve kotarılmış ki, kendinizi ortamın parçası ve oraya ait hissediyorsunuz. Kullanılan materyaller olsun, kullanılış biçimi olsun Sancho'nun farkını ortaya koymuş.. Ben sergiden yakaladığım birkaç kareyi sizlerle paylaştım.. Siz de hala bu muhteşem sergiyi görmediyseniz birazcık daha zamanınız var.. :) 25 Mayıs'ta açılan sergi için son gün "6 Ağustos 2017". Kaçırmamak için acele edin.. :)

Bu kusursuz Erotik Doğa'nın yaratıcısı hakkında benim tek bildiğim Kosta Rika’nın en önemli heykeltıraşlarından biri olduğuydu.. Eserlerinden övgüyle bahsettiğim José Sancho kimmiş birazcıkta ondan bahsedelim...


"José Sancho Benito"

İlk Yılları

José Sancho Benito 18 Nisan 1935’te, Kosta Rika’nın Puntaneras bölgesinde dünyaya geldi. Ailesi başkent San José’ye göçtü ve Sancho 1952 yılında buradaki Kosta Rika Lisesi’ni bitirdi. Daha sonra Kosta Rika Üniversitesi İktisadi Bilimler Okulu’nda eğitim görmeye başladı ve 1958 yılında iktisat bölümünden birincilikle mezun oldu.

1962 yılında Guatemala City’ye taşındı ve Orta Amerika Ekonomik Birleşme Daimi Sekreterliği’nin (SIECA) merkez bürosunda ekonomist olarak çalışmaya başladı. Üç yıl sonra Istituto per la Ricostruzione Italiana’dan bir burs kazandı ve Roma’da, sanayi ekonomisi alanında yüksek lisans derecesi aldı. 1968 yılında Washington’da Amerika Kıtası Kalkınma Bankası’na (BID) katıldı. 1971’de Kosta Rika’ya dönüşünün ardından önce Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra ise Orta Amerika Kamu Yönetimi Enstitüsü’nde (ICAP) görev yaptı.




Resme ve Hurda Metal Asamblajlarına İlk Yaklaşımlar

Sancho amatör bir ressam olarak 1973 yılında, sanatçı Miguel Ortuño ile birlikte, La Nación gazetesinin San José şehir merkezindeki salonunda bir resim sergisi açtı. Bir yıl sonra, Pablo Picasso’nun Boğa Başı eserinden ilhamla, hurda metal parçaları kullanarak ilk heykeli Akrep’i yaptı. Resimleri hakkında fikrini almak üzere evine davet ettiği sanatçı Rafa Fernández’in tavsiyeleri sayesinde esas yeteneğinin heykel olduğunu keşfetti ve 1974 yılında, San José’deki Ulusal Tiyatro’nun bahçesinde, hurda metal parçalarından ürettiği heykelleriyle ilk sergisini gerçekleştirdi. Bir yıl sonra, ilk anıtsal eserini üretmek üzere Chacarita’ya, memleketi olan Puntaneras bölgesine davet edildi (bu eser hâlâ kayıptır). Ayrıca eserlerini Kosta Rika Ulusal Müzesi’nin bahçesinde sergiledi.

1976 yılında Limón’da ikinci anıtsal eseri olan ve günümüze ulaşmayan Pelikan Sürüsü’nü tamamladı. Kosta Rika Merkez Bankası bahçesinde eserlerini sergileyen Sancho’nun kamuoyu tarafından bir sanatçı olarak ilk kez tanınması, La Nación gazetesinin verdiği “Ancora de Oro” ödülü sayesinde gerçekleşti. Sancho ertesi yıl, hurda metallerden oluşan heykellerini bu defa da Cartago şehrindeki Kosta Rika Teknoloji Enstitüsü bahçesinde görücüye çıkardı. Bu dönemde sanatçı, Constantin Brancusi’nin anıtsal eserlerini incelemek için Tirgu-jiu’ya (Romanya) ilk seyahatini yaptı, mermer ve granite doğrudan oyma tekniklerini öğrenmek için Carrara’ya (İtalya) gitti.

Modelleme, Kalıba Dökme, Ahşap ve Taş Oymacılığı

Sancho 1978 yılında, sanatçı Olger Villegas’ın atölyesinde kil modelleme ve kalıplama teknikleri çalıştı. Mario Aguirre’nin Meksika’daki atölyesinde ilk bronz heykelleri Kuş ve Sinekkuşu’nu yarattı. Bunun yanında, Rodrigo Carazo Odio yönetimi süresince (1978-1982) Adalet Bakanlığı’nda danışman olarak görev yaptı. 1978’de, Kosta Rika Kültür Bakanlığı’nın her yıl düzenlediği Plastik Sanatlar Sergisi’nde altın madalya ile ödüllendirildi. 1980 yılında, yine Kosta Rika Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği Heykel Sergisi’nde mansiyon ödülüne layık görüldü ve ahşap ile taş oymalarından oluşan ilk heykel sergisini Kosta Rika Ulusal Müzesi sergi salonunda gerçekleştirdi.

1982 Sancho için önemli bir yıldı çünkü ekonomi alanındaki kariyerine son verip kendini tamamen heykele adamaya karar vermişti. Bir yıl sonra Merkez Bankası Müzesi ile Kosta Rika Sanat Müzesi’nde kokobolo ve guayakan gibi ahşap malzemeler yanında mermer ve granite oyulmuş heykellerini sergiledi. Sanatçı 1983 yılında Kosta Rika Sanat Müzesi ve Arjantin Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin ortaklaşa düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü aldı ve aynı yıl heykeltıraş Libero Badii ve üstat Pugia’nın atölyelerini ziyaret etmek üzere Arjantin’e gitti. Arjantinli sanat eleştirmeni ve şair Rafael Squirru 1984 yılında yayımladığı 49 Amerikalı Sanatçı başlıklı kitabında Sancho’nun eserlerine dair bir tanıtım yazısına yer verdi. Sanatçı ertesi yıl Merkez Bankası Müzesi’nde bir sergi gerçekleştirdi ve Guiseppe Belfiore’nin atölyesinde bronz heykeller dökmek için Pietrasanta’ya (İtalya) gitti. 1985 yılında Kosta Rika Kültür Bakanlığı tarafından verilen Ulusal Ödül’e layık görüldü.

Uluslararası Görünürlüğünün Başlangıcı

Sancho 1987 yılında eserlerini Merkez Bankası Müzesi’nde izleyenlere sundu ve belediye binasının bahçesinde sergilenecek bir heykel yapmak üzere İsrail hükümeti tarafından davet edildi. İki yıl sonra, Paris’teki Maison de l’Amérique Latine’de gerçekleşen bir grup sergisine katıldı ve Ulusal Tiyatro’nun Enrique Enchandi Galerisi’nde eserlerini sergiledi. 1990 yılında, anıtsal ahşap eseri Büyük Balık Sürüsü ile Washington D.C.’deki Amerika Kıtası Sanat Müzesi’nde düzenlenen bir heykel sergisinde yer aldı. 1991’de, Kırgızistan Cumhuriyeti’nin başkenti Bişkek’te bulunan heykel bahçesi için taş üzerine bir çalışma yapmak üzere Sovyetler Birliği Sanatçılar Sendikası tarafından davet edildi. Ertesi yıl, Carrara’da (İtalya) Nicoli Atölyesi’nde mermer ve granit oymacılığına başladı.

Sanatçı 1993 yılında Kosta Rika Sanat Müzesi merkezinde 62 eserden oluşan Hayvansı Koleksiyon başlıklı sergisini açtı. Ertesi yıl, Kosta Rika’nın Escazú şehrinde bulunan ve aynı zamanda evi olan atölyesinde bir heykel bahçesi kurmaya başladı.

1995’te San José’deki Capris binasında “torso”lardan oluşan bir koleksiyon sergiledi ve West Palm Beach, Brüksel ve Ontario’da düzenlenen bazı sergilerde yer aldı.

Sancho 1996 yılında Kaçış Timsali adını taşıyan granit bir heykel yaptı ve bu eser San José şehrindeki “Plaza de la Libertad Electoral”a (Liberal Seçim Meydanı) yerleştirildi. Sanatçı ertesi yıl Kosta Rika Bira Fabrikası tarafından düzenlenen yarışmada büyük ödüle layık görüldü.

2001 yılında Ulusal Tiyatro Enrique Enchandi Galerisi’nde bir heykel sergisi açtı ve Kosta Rikalı sanatçılarla beraber Almanya’nın Lahr kentinde düzenlenen karma bir sergiye katıldı. Santo Domingo de Heredia’daki INBioparque bahçesinde, sanatçının bağışladığı bir koleksiyon sergilendi. Bu onun hayvansılık temasını yansıtan antolojik bir koleksiyondu ve sanatçı aynı yılın Mayıs ve Ekim ayları arasında Büyük Balık Sürüsü başlıklı mermer eserini Chicago, Illinois’deki ABD Donanma Limanı’nda sergiledi.

Yeni Binyılın Başlangıcı ve Anıtsal Eser

2003 yılında sanatçı Saret Metalmecánica S.A. tesislerinde birleştirilen, kaynak yapılmış ve sırlanmış demirlerden meydana gelen, devasa boyutlarda, kamusal alanlarda sergilenen soyut bitki figürleri üretmeye başladı. Ağaçsı I adını taşıyan eser Pocora, Limón’daki EARTH kampüsüne yerleştirildi. Ertesi yıl Ağaçsı II ve Kaçış Ruhu başlıklı heykeller Merkez Bankası’nın bahçesine, Ağaçsı III adlı eser ise Kosta Rika Sanat Müzesi bahçesine yerleştirildi.

Sancho 2006 yılında Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio, Atlantic ve Batı kampüslerini dolaşan gezici bir sergi düzenledi. Bir yıl sonra Ulusal Tiyatro Enrique Enchandi Galerisi’nde ve Klaus Steinmetz Çağdaş Sanat Galerisi’nde sergiler açtı. 2008 yılında Hayvanlar ve Bitki Örtüsü başlığını taşıyan koleksiyon Merkez Bankası Müzesi ve Ulusal Müze’de, bir yıl sonra ise Alternative Gallery’de sergilendi. 2008 yılında sanat eleştirmeni Gerard Xuriguera, Regard sur la sculpturecontemporaine (Çağdaş Heykele Bakış) başlıklı kitabına Sancho’nun Köprü Gövde adlı eserinin bir fotoğrafını dâhil etti. 2009 yılında ise Ağaçsı Sütun adlı anıtsal eser San José’deki Barış Parkı’na dikildi. 2011 yılında Merkez Bankası Müzesi tarafından “Plaza de la Cultura”da Biçim ve Öz başlıklı bir sergi ile ertesi yıl Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio kampüsünde José Sancho’nun Gövdeleri başlıklı sergiler düzenlendi. 20 Ağustos 2014’te Kosta Rika Üniversitesi sanatçının bağışladığı, hayvansı temalar taşıyan granit, demir ve mermer dokuz esere ev sahipliği yapan Heykel Gezinti Alanı’nı açtı.

José Sancho Vakfı ve Heykel Gezinti Alanı

2010 yılında üç çocuğunun girişimiyle, sanatçının kurduğu José Sancho Vakfı faaliyete geçti. Vakfın amacı Sancho’nun sanatsal mirasını koruyup yaymak ve çeşitli burslar aracılığıyla heykel sanatı öğrenen gençleri desteklemekti. 2011 yılında Merkez Bankası Müzesi Plaza de la Cultura’da, Sancho’nun heykel sanatında kat ettiği yolu ziyaretçilerle paylaşan Biçim ve Öz başlıklı bir sergi gerçekleştirildi. Ertesi yıl Kosta Rika Üniversitesi’nin Rodrigo Facio kampüsünde José Sancho’nun Torsoları başlıklı bir sergi düzenlendi. Vakıf 2013 yılında, devraldığı mirası oluşturan eserlerin bir kataloğu olarak Daimi Koleksiyon başlıklı bir kitap yayımladı. 20 Ağustos 2014’te Kosta Rika Üniversitesi, sanatçının bağışladığı, hayvansı temalar taşıyan granit, demir ve mermer dokuz esere ev sahipliği yapan Heykel Gezinti Alanı’nı açtı. 2015’te ise heykel sanatı alanında bir burs programı başlattı.


















Kaynak : blog.peramuzesi.org.tr
Fotoğraflar : Zeynep Tuba Çakır