19 Ağustos 2015 Çarşamba

"Picasso ve Woolf"

Bir Picasso tablosu önüne geçtiğinizde "Bu tablo bana ne anlatıyor?" sorusu çok komik kaçar. Asıl sormanız gereken "Ben bu tabloya ne diyebilirim?"dir. Ama diliniz tutulur. Picasso gibi Woolf da sıradan şeyleri, kişileri konu eder kendine. Büyük şeyler üzerinde değil, küçük, sıradan detaylar üzerinde durulur.

Zekiye Antakyalıoğlu


Pablo Picasso (1881-1973) ve çağdaşı olan Virgina Woolf (1882-1941) çok farklı sanat dallarıyla uğraştıkları halde, aslında aynı tavırla sanat eseri üretmiş iki büyük ustadır. Her iki sanatçı da modernist, izlenimci ve kübisttir. Kübizm üç boyutlu nesnelerin düz bir zeminde, bütünlükleri bozulmuş, parçalarına ayrılmış olarak temsilini ifade eden sanat akımıdır. Parçalar, bazen üst üste, bazen iç içe, bazen de birbirinden kopuk olarak resmedilirler. Kübizm aslında yirminci yüzyılın  başlarında ortaya çıkan bir sanat akımıdır ve Picasso bu akımın öncülerindendir. Modernist dönemin, ifadecilik, izlenimcilik, gerçeküstücülük, varoluşculuk sembolizm gibi tüm alt başlıkları, aslında bir tek şeyi vurgulamak içindir: Bakış açılarının değişkenliği sebebiyle ortaya çıkan göreceliği. Modernizm, realizme, yani dış gerçekliği nesnel bir şekilde, olduğu gibi temsil etme eğilimine karşı bir akımdır. Antirealisttir ve amacı içe dönmektir. Modernist ressamlar ruh hallerini çizerler. Öznel tecrübelerini, algılama biçimlerini ifade etmeye çalışırlar. Brecth, natüralizm ve realizm arasındaki farkı anlatmak için şu eğretilemeyi kullanır: "Natüralist sanatçı bir kişiyi alır ve onu, bir ağacı yoldan geçen birine gösterir gibi anlatır, realist  sanatçı ise bir kişiyi alır ve onu, bir ağacı bir bahçıvana gösterir gibi anlatır." Her iki sanat akımı da gerçekliği sabit bir şey gibi göstermeye, onu parmakla işaret etmeye çalışır. Ama modernizme gelindiğinde durum farklılaşır. Artık 'ağaç' adı verilmiş bir resmin içinde hiç ağaç bulunmayabilir. Çünkü ressamın amacı ağacı değil, ağacın onda bıraktığı izlenimi çizmektedir. Gerçekliği parmakla işaret etme dönemi bitmiştir ve artık gerçeklik sadece ima edilen bir şey haline gelmiştir. Bu haliyle yorumlamaya çalışan, dış dünyayı olduğu/olması gerektiği gibi temsil eden realist veya klasik sanat eserlerine bakıp, zaten temsil ettiği fotoğrafı çekilmiş kadar benzemiş olan resimden haz alan sanatseverler için düpedüz bir tokattır.









Kaynak: ARTİSTmodern

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder