İzleyiciler

museum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
museum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2020 Pazartesi

Covid-19'a Karşı Sanal Müze!

Sevgili blog takipçilerim ve denk gelen saygıdeğer okuyucular :)

Bildiğiniz gibi bütün dünya zor bir süreçten geçiyor.. Evde bulunduğumuz bu dönemleri daha tatlı bir hale getirmekte elbette bizlerin elinde. Mesela eminim ki benim gibi sergi ve müze gezmekten büyük keyif alan bir çok arkadaşım var, ancak bulunduğumuz durum itibariyle bu mümkün değil. İşte tam bu nokta da hayatımızın her alanına el atan teknoloji devreye giriyor ve caaanım müzeleri bize getiriyor "Sanal Müze".😊Ben farklı şehirlerdeki öğretmenlik sürecimde çocuklarımı sergilere götürme imkanı bulamadığımda sanal müzelerden faydalanmıştım ve artık kendim için kullanıyorum. Eğer siz de bu eğlenceli sanal gezileri yapmak isterseniz diye hemen aşağıya bilinen müzelerin linklerini bırakıyorum. İyi gezmeler.🙋 #EvdeKalTürkiye!

Ülkemizdeki Gezilecek Sanal Müzeler

Anadolu Medeniyetler Müzesi:

Sanal Müze


Ankara Resim ve Heykel Müzesi:

Sanal Müze


Antalya Müzesi:

Sanal Müze


Ayasofya Müzesi:

Sanal Müze


Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi:

Sanal Müze


Burdur Arkeoloji Müzesi:

Sanal Müze


Antalya Müzesi – Etnoğrafya:

Sanal Müze


Konuralp Müzesi:

Sanal Müze


Muğla Müzesi:

Sanal Müze


Edirne Müzesi:

Sanal Müze


Efes Müzesi:

Sanal Müze


Kariye Müzesi:

Sanal Müze


Jandarma Müzesi:

Sanal Müze


Sabancı Müzesi:

Sanal Müze


Mardin Müzesi Önü:

Sanal Müze


Mevlana Müzesi:

Sanal Müze


15 Temmuz Hafıza Müzesi:

Sanal Müze


Side Müzesi:

Sanal Müze


Göbeklitepe Müzesi:

Sanal Müze


Adana Etnografya Müzesi:

Sanal Müze


Alanya Kalesi:

Sanal Müze


Ihlara Vadisi:

Sanal Müze


Pamukkale Travertenleri (Hierapolis):

Sanal Müze


Nevşehir Yeraltı Şehirleri:

Sanal Müze


Anıtkabir:

Sanal Müze


Topkapı Sarayı:

Sanal Müze


Dolmabahçe Sarayı:

Sanal Müze


İstanbul Oyuncak Müzesi:

Sanal Müze


Türk İslam Eserleri:

Sanal Müze


Kapadokya Karanlık Kilise:

Sanal Müze


Anamur Müzesi:

Sanal Müze


İstanbul Kız Kulesi:

Sanal Müze


Panorama 1453 Tarih Müzesi:

Sanal Müze


Pera Müzesi:

Sanal Müze


Rahmi Koç Müzesi:

Sanal Müze


Bursa Vakıf Kültür Müzesi:

Sanal Müze


Gezilecek Sanal Müzeler (Global)

Uluslararası Uzay İstasyonu Müzesi:

Sanal Müze


British Museum:

Sanal Müze


Louvre:

Sanal Müze


Guggenheim Müzesi:

Sanal Müze


Orsay Müzesi:

Sanal Müze


Ulusal Sanat Galerisi:

Sanal Müze


Pergamon Müzesi:

Sanal Müze


Rijksmuseum:

Sanal Müze


Van Gogh Müzesi:


Sanal Müze


Uffizi Galerisi:

Sanal Müze


Vatikan Müzesi:

Sanal Müze


Metropolitan Sanat Müzesi:

Sanal Müze


Ermitaj Müzesi:

Sanal Müze


Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi:


Sanal Müze


Dali Müzesi:

Sanal Müze



Kaynak: www.yerelnet.org.tr





18 Şubat 2018 Pazar

HAPPENING NEDİR?



Happening, senaryo dâhilinde olmayan ve doğaçlama yoluyla yapılan bir çeşit sanatsal etkinliktir. Hayatımıza ilk kez 1959’da, Allan Kaprow’un New York Reuben Galerisi’ndeki “6 Bölümde 18 Olay” adlı gösterisiyle girmiştir. Bunun yanı sıra Claes Oldenburg’un “Dükkân”, “Oto-bedenler” ve “Yıkamalar”; Robert Rauschenberg’ün “Harita Odası II”; Robert Whitman’ın “Amerikan Ayı”; Kaprow’un “Çağrı” isimli eserleri de önemli ‘happening’ler arasındadır.




‘Happening’ ilk olarak seyircilerin ve sanatçıların sanatı deneyimlemek için ipuçlarını takip ettiği kısa senaryolu etkinlikler şeklinde başlamıştır. Alan Kaprow’a göre happening, katılanların sadece oynama uğruna dâhil oldukları bir oyun, bir macera ya da bir dizi etkinliktir. Bu sanatsal etkinlik türünde sanatçılar bir şeyler okuyor, pandomim yapıyor, resim çiziyor, çeşitli enstrümanlar çalıyorlar. Seyirciler ise bu esnada sahneler arasında dolaşıyor ve happening denen olaya katılmış oluyorlar. İzleyicinin aktif katılımıyla gerçekleştirildiği için oyunun ne yönde gelişeceği önceden belirlenemiyor. Bu sayede bir nevi spontane denilen davranış biçimleri sergilenmiş oluyor.




Happeninglerin dünyanın birçok bölgesinde çok hızlı bir biçimde yayılmasının nedeni, bu türün kendine özgü bir doğallığının olmasıdır. ‘Happening’ler sanatçı ve izleyiciler arasındaki duvarı yıkmakta başarılı olmuştur.



“Sanat toplumdan ayrılışının dosdoğru bir sonucu olarak son iki yüzyılda resim mağazası ve müzenin ortaya çıkması ile dünyadan kopuk ve çoğunluğun bildiği varoluşa dair sadece dolaylı göndermeler yapabilen bir hayal dünyası anlamına gelmeye başladı. Galeri ve Müzeler “Şşş, Sakın Dokunma!” atmosferi ile bu düşünceyi billurlaştırıyorlar.”

Alan Kaprow





Kaynak: http://sanatkaravani.com

24 Ağustos 2015 Pazartesi

ESER VE SANATÇISI

Sanatçı sürekli bilinmeyenleri yüz yüze gelir ve onun bu yeni yüzleşmede getirdiği semboller yaşamın yeni görüntüsüdür. İçteki duyumların dışarı çıkmış imajlarıdır. Zaman içinde sanatçının sunduğu bu imajlarda da değişim olmuştur ve olacaktır. Önceleri sanat, zanaat kavramıyla bir tutulurken zaman içinde bu kavramların farklı olduğu anlaşılmıştır.

Uygarlığın gelişimi ile sanat alanlarında uzmanlara görülmüş ve sanatçı kavramı seramik sanatçısı, heykel sanatçısı, ressam gibi genel anlamlardan özel anlamlara kaymıştır.

Sanatçı biçimler, evreni yaratır ve söz konusu biçimlerde  sanattan doğmuş ya da ondan esinlenmişlerdir. Sanat olgusu, sanatçı yapıtı, toplumun gözlemci sistemi içinde oluşur. Venturu sanatı anlamanın yolu eleştiriden geçer Ortaçağ Avrupa'sında eleştiri teoloji ve felsefeye bağlıdır. "İnsan önem kazanınca eleştiride kendi özgürlüğünü ilan etmiştir." demiştir.

Sanatçılar diğer insanlardan farklı olarak kurgusal güç, duyarlılık, duygusal üstünlük, çağrışım zenginliği gibi özellikleri kendi yapıtlarında kullanırlar. Giorgio Vasari 16. yy.'da yaşamış o dönemin sanatçıları hakkında biyografik bilgiler veren onların eserlerini anlatan bir eleştirmendir. Daha öncede bahsettiğimiz Vasari yazdıkları sayesinde dönem sanatçılarını ve eserleri tanımak mümkün olmuştur. 

Sanatsal yaratma eylemine insanlık tarihinin her döneminde, neredeyse tanrısal bir yetenek gözüyle bakılmıştır. Sokrates güzelliği tanımlarken ideal sanatçının iyi ahlaklı olması gerektiğinden bahseder. "Güzel eseri ancak iyi ahlaklı olan yapar." der. Bu çağın koşullarında kilise için resim boyayan ressam ve çırakları için çok doğru bir yargıdır. Modern çağın oluşumlarından biri de kuşkusuz, sanatın din, dil, ahlak, felsefe gibi bağlardan kurtulmasıdır.

Jackson Pollock, coşkulu bir peygamber ya da trans halinde aziz gibi değil de yağmur duasına çıkan kabile büyücüsü gibi çalışır. Tuvalin çevresinde dolaşır elleriyle yaptığı hareketler bu hareketleri etkileyen bilinçaltı güdülerin katkısıyla aynı ölçüde, resmin içeriğini oluşturur. Topluma kazanımı olmayan bir sanat eseri bugüne kadar üretilmemiştir. Eser toplumun ortak değeridir. Korunması kamu yararı olandır. Tarihtir, kayıttır, belgedir. Bugünün toplumunda metadır. Bir eseri anlamak için dinler tarihi, dünya tarihi, keşifleri, ticaret, edebiyat, İncil, sanayi devrimi, ihtilal, teknoloji tarihi, psikolojik gelişmeler, savaş tarihi, arkeolojik kazıları, genetik araştırmaları bilmek bu dünya vatandaşı olmak ve kısaca tarihsel okuma bilmek gerekir.

Usta ressam bilir ki, bir sanat eserini ortaya çıkarmak önemlidir ama ondan da önemlisi hisler, duygular, gelenekler, protestolar, aykırılıklar ve sınırlardır. Bu soyut kavramlar da saklı sanatın gizemi ve insanın sınırlarıdır. Delacroix sanat, "renklerin, ışıkların gölgelerin bir düzene girmesinden doğan tablo adeta musikidir" der. Sanatçı toplumdan ve zamandan ayrı olarak hiçbir zaman düşünülemez.

Sanat eserinin sınırları nelerdir? Sanatçının duyguları, kendini ifade edişi, doğayı algılayışı, olaylar karşısındaki duruş şekli sanatını belirler mi?.. Sanatçı zekası, toplumsal ilişkileri, değişen dünya düzeninde eleştirmenle olan ilişkisi ve gerçekleri algılayışı sanatçının sahip olduğu sanatının boyutlarını şekillendirmektedir.

Her sanat eseri insan yaratısının açısından eşsizdir. Ama değerli midir? Sanatta gerçeklik olarak adlandırılan sanatın kendine özgü alanıdır. Nesneler, durumlar, duygular ve olaylarla ilgili harici ve bazen görüntüyle alakasız bir gerçeklik vardır. Sanat gerçeği, üzerinde parlayan tüm anlam ve duygu tonlarıyla birlikte, yalnız genel yönleriyle değil, canlı özgünlüğüyle de vermeye çalışır. Tıpkı Dali'nin "Yanan Zürafaa" adlı tablosunda olduğu gibi gerçeklik sanatında gerçekliğidir. Zürafanın yanması sanatın gerçekliğidir. Bu gerçeklik üzerinde sanal bir alem yaratılır. Sanat dünyasında her şey, her şeyle olur, düzlem hayal düzlemidir. Artık tuval üzerinde, heykel, rölyef, minyatür, mimaridir ve herkesin kabul edeceği kadar gerçektir. Bu gerçek abartılmıştır, formları değişmiştir, deforme edilmiştir, bazı yerleri stilize edilmiştir. Ama var olandır, yenidir ve doğanın yeni gerçeğidir.

Norbert'e göre müze bir botanik bahçesi gibidir, hiçbir zaman gerçek bir bahçe köşesi ya da doğanın bir parçası olamaz. Bizler bu bilinçle somutlaştırılmış müzeleri gezeriz. Müze ziyaretçisinin aradığı doğa değil doğanın abartılı, insana özgü yorumudur. Resimlerin yapıldığı yılların özellikleri, sanatçı üzerinde bıraktığı izler, toplumda herkesin çok iyi bildiği bir anlamı ve önemi olduğunu bize hatırlatır. (Lynton, 2005:55)

Kişisel duyarlılığından yola çıkarak, her sanatçı insan yaşamının bir görünüşünü yansıtır. Bir sanat eserinin değeri, betimlemesindeki doğrulukta değil, önüne çıktığı insanlarda uayndırdığı doğru etkisindedir. Picasso'nun bir tek doğrusu olsaydı, aynı temada yüz tablo yapılmayacaktı, Aslında yaşamın gerçeği sanatsal gerçekliğe sığdırılamayacak kadar derin, yüksek, geniş ayrıntılıdır. Bütün anlayışları, akımları kışkırtan, ortaya çıkaran da odur. Sanatlar yüzyıllardır onu görmeye, anlamaya, yorumlayama, aktarmaya çalışıyorlar. Bu amaçla çeşitleniyor, kendi içlerinde türlere ayrılıyor, dünyaya bin bir açıdan bakıyorlar. İnsanlar için önemi olan, duyguların derinliklerinden gelen içsel disiplinle, özgün, samimi bir dille sanat ile, sanat alanında gözlemciyle konuşmaktır. Sanat eseri bir varlıkta görülen ve işitilen ani, güçlü elle tutulmaz duyguları, zevkler haline dönüştürür ve kaydını mimariyle, müzikle, heykelle, edebi eserle, resimde tuval üzerine kurar. Sanat eserleri ressamın hayat anlayışını, etkilenişlerinin, zekasını, dönemini ve görüşleri resmeder. Sanatçı tarafından gerçekleştirilmiş imajları bize verir ve bizi gerçeğin görüntüsüne iknaya çalışır.

Sonuç olarak sanatçı, sanat tarihi ve eleştirmen farkında olsa da olmasa da, birlikte çalışır ve gelecek kuşaklar için envarter hazırlar. Bu envanter bize bir zamanlar sanatın ya da sanatçılar tarafından yaratılan dünyanın nasıl algılandığını gösterir. Sanat tarihi dünyayı anlamlandırır ve insanın sanat macerasını ortaya koyar. Sanat eleştirmeni sanatın tarihini açıklar ve yeni kuşaklara geleceği şekillendirmeleri için yeniden güç verir. Sanatçı ve sanat eseri arasındaki ilişkiyi anlamlandıran sanat tarihçileri ve sanat eleştirmenleridir. Duchamp "Sanatın kaynağını bulsak, buna yine de sanat eseri der miyiz?" diye sorar. Sanatın çok önemli yanı, doğanın ötesine geçmesidir. Bu sanat tarihinin evrensel zamanıdır. Her dönemde kendini yeniler. Sanat tarihi yazılması günümüzde eskiyle yeninin birlikte gelişip büyüdüğünü, sanatın geliştiğini göstermektir.

Sanat; insanın var olmakla, varlık olmak arasındaki hızlı koşusunu açıklayan bir klavuzdur. Uygarlık birbirini törpüleyen, yok eden, geçersiz kılan kurallar bütünüdür. Üstelik, sanat ve kültür alanında süregelen, geçerli olan kurallara rastlama olanağı yoktur. Değişen ve başkalaşan toplumla, gelişen insan kavramıyla birlikte dün bağlanılan, doğruluğuna yüzde yüz inanılan sanatsal ilkeler, kurallar da yerini yenilerine bırakır. Değişen doğanın ve sant tarihinin değişmeyen yasasıdır.




Kaynak: ARTİSTmodern - Mayıs'09 "Doç. Dr. Mutlu Erbay

10 Mayıs 2015 Pazar

Grayson Perry 'Küçük Farklılıklar'

13 Mayıs - 26 Temmuz 2015 tarihleri arasında Pera Müzesi benimde merakla beklediğim marjinal sanatçı Grayson Perry'i ağırlayacak.



Pera Müzesi, günümüz çağdaş sanatının en sıra dışı ve ikonik isimlerinden, 2003 yılı Turner Ödülü sahibi Grayson Perry’nin yapıtlarını sergileyecek. 

Pera Müzesi ve British Council işbirliğiyle British Council Görsel Sanatlar Bölümü'nden Linsey Young küratörlüğünde gerçekleşen sergide, Perry’nin, seramik, halı ve baskı işleri sergilenecek ve bunların yanı sıra, British Council Koleksiyonu’ndaki 6 halıdan oluşan büyük eser grubu Küçük Farklılıklar'da sergide yer alacak.




Kaynak: www.peramuzesi.org.tr

24 Nisan 2015 Cuma

Alberto Giacometti Sergisi (11 Şubat - 26 Nisan 2015)

Pera Müzesi ünlü heykeltıraş ve ressam Alberto Giacometti’nin retrospektif bir yaklaşımla hazırlanmış Türkiye'deki ilk kapsamlı sergisini sunuyor.

Paris’teki Giacometti Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanan sergi, gençlik dönemi çalışmalarından son yapıtlarına, tamamlanmamış bir eserine dek büyük ölçüde, sanatçının yaşamı boyunca çalıştığı Montparnasse’taki atölyesinde geçen verimli sanat yaşamını gözler önüne seriyor.

Giacometti’nin çalışmalarının belirleyici iki dönemi olan, II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası çevresinde, Paris’teki dönemin önde gelen sanatçı ve entelektüelleriyle dostluklarına da uzanan zamandizinsel ve tematik bir güzergâh sunuyor.

Gençlik dönemi yapıtlarına ayrılan ilk bölümde, az bilinen bir dizi resim üstünden, babası, İsviçreli Art-İzlenimci ressam Giovanni Giacometti’nin etkisi ve genç sanatçının gelişimindeki rolü ortaya konuyor. Alberto Giacometti’nin 1922-1935 arasında, Post-Kübist sanatçılar ve Gerçeküstücü akımla ilişkisi, Paris’te yaptığı önemli bir heykel grubu, Paris’teki ilk yıllarını ve dönemin sanat sahnesinde oynadığı belirleyici rolü açığa vuruyor.

İkinci bölüm, büyük yapıtlarla birlikte çoğunluğu 1950-1960 yılları arasında gerçekleştirilmiş, sanatçının dünya algısını geliştirdiği ve gerçeği olduğu gibi değil de gördüğü gibi yansıttığı olgunluk dönemi yapıtlarını ele alıyor. Bu, ayrıca insan figürü üstüne çok yoğun biçimde çalıştığı bir dönem. Giacometti, resimde olduğu gibi, heykelde de, doğadan ya da bellekten aralıksız çalışıyor, yakınlarının yüz çizgilerinde insanlığın evrensel ifadesini yakalamaya uğraşıyor.

1960’lı yıllarda, Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri de çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris). Sergide de söz konusu çizimlerden geniş bir litografi seçkisi de yer alıyor.

Sergiye ayrıca arşiv belgeleri (mektuplar, hazırlık desenleri, yayınlar) ve dönemin önde gelen fotoğrafçılarının sanatçıyı yorumladığı bir fotoğraf seçkisi de eşlik ediyor.







Kaynak: www.peramuzesi.org.tr - www.youtube.com