İzleyiciler

doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2017 Cuma

IŞIĞIN RESSAMI FELIX ZIEM İSTANBUL'DA..

Venedik ressamı diyede bilinen Felix Ziem'i ben Pera Müzesi'ndeki sergisinde tanıdım. Mükemmel resimleri ve olağanüstü desenleriyle insanı büyüleyen Ziem'in ilgimi çeken yönlerinden biride gerçek bir İstanbul aşığı oluşu. 10 Kasım 2016'da ziyarete açılan sergi 29 Ocak 2017'ye kadar devam etmekte.. Eğer hala görmediyseniz bu sergiyi kaçırmayın derim.. :)



Félix Ziem, Paris’te Tuileries’de düzenlenen 1849 Salonu’nda üç yağlıboya ve üç suluboya resim sergilediğinde bunlardan biri de Boğaziçi’nde Manzara’ydı. Sanatçının İstanbul’la ilgili bu ilk tuvalinde fotoğraflardan esinlendiği düşünülür. O yıllarda Doğu’ya olan ilgi, babasının Doğulu oluşu, yeni esin kaynakları, yeni ışık ve manzaralar arayışı onu bir Doğu gezisi yapmaya iter.

Bu fikrini Kırım olayları yüzünden ancak 1856 yazında gerçekleştirebilir. Ziem, 1855 yılında kaleme aldığı günlüğünde İstanbul’a gelme tasarısı ile ilgili, “bu yolculuğun belirgin ve güçlü biçimlerin yoğunluğuyla ışıl ışıl resimler yapma dileğimi de destekleyeceğini umuyorum” notunu düşer.




18 Temmuz 1856’dan 18 Eylül’e dek iki ay boyunca, çoğunlukla Pera bölgesindeki tepelerde yaşar. Küratör Frédéric Hitzel, Ziem’in İstanbul’da kaldığı sürece kaç desen yaptığı tam olarak bilinmese de, Martigues’deki Ziem Müzesi’nde korunan 43 defterden ikisinin Türkiye’yle ilgili olduğu bilgisini verir.

Sanatçının Doğu yolculuğu bununla sınırlı kalmaz, sırasıyla İzmir’e, Rodos’a, Beyrut’a, Şam’a, İskenderiye’ye, Kahire’ye, Mısır’a ve İskenderiye’ye gider. Son olarak Yunanistan ve Sicilya üstünden Fransa’ya döner. Doğu Akdeniz yolculuğu toplamda beş ay sürer. Bu yolculuk onda kalıcı bir iz bırakır; tüm bu izlenimler ve ilk elden bu anılar Ziem’in tüm yaşamı boyunca başvuracağı bir görsel dağarcık oluşturur.




Fransa’ya dönerken günlüğüne şöyle yazar: “Ah ah! Gördüğüm şeyleri nasıl anlatabilirim ki. Doğu bütünüyle gözlerimin önüne serilmişti. Gören ve derinden etkilenen kişi asla unutmaz. Onca zamandır aradığım şeyi, bana resmi ve sanatı candan sevdiren sevimli doğayı buldum sanırım!”

Henüz hayattayken eserleri Louvre Müzesi’ne kabul edilen ilk sanatçı, sonraki kuşakları da derinden etkilemiştir.














Kaynak: www.indigodergisi.com


13 Aralık 2014 Cumartesi

Altın Oran Nedir?

Altın oran aslında günlük hayatımızda birçok şeyde karşımıza çıkan ama belki bilmediğimiz, belki farkına varmadığımız bir ölçüdür. Bu yazımda 'Altın oranın' nerelerde karşımıza çıktığını birazcık açıklayalım, bir sonraki konuda derinlemesine irdeleyeceğiz. Keyifli okumalar..:)

Leonardo Da Vinci - Vitruvius Adamı

Altın oran, doğada sayısız canlı veya cansız varlıkların şekillerinde veya yapısında bulunan özel bir değerdir. Doğada bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, denizkabuklularında ve ağaç dallarında rastlanır. Platon'a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır. altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan "en estetik" oranı olarak tanımlayanlar da vardır.



Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. Altın Oran; CB / AC = ab / CB = 1.618; bu oranın değeri her ölçü için 1.618 dir.




Bir DOĞRU parçasının (AB) Altın Oran'a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki; küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı, büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB) oranına eşit olsun.


Altın Oran, pi gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1.618033988749894...'tür. (noktadan sonraki ilk 15 basamak)

Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, Fi' dir.


Plastik ve estetik cerrahinin hızla gelişmesiyle birlikte özellikle kadınlar arasında kullanılan bir deyim haline gelmiştir. Yüzde, alın, kaşlar, burun, yanaklar, dudaklar ve çene arasındaki uzaklık ve açıların oranının mükemmliğini anlatmak için bu deyim kullanılır. 




Kaynak: http://altinoran.nedir.com